Temmuz, 2007 ArÅŸivleri
CHP Nereye Gidiyor?
İnsanoğlu gelişimini sürdürdükçe hayatla ilgili konularda da bilgi sahibi oluyor. Sahip olduğu bilgi hayatın yönetilmesi konusunda bir başka platform olan siyasette de kendini gösteriyor.
Türk siyasetinin mihenk taşlarından biri olan CHP konusunda da şu sıralar herkesin gündeminde olan sorular benimde kafamın içinde cirit atıyorlar.
Peki neden diyecek olursanız son seçimlerde alınan oy oranı belli. Ben CHP’nin neden bugünlere geldiÄŸini konuÅŸmak yerine biraz kendi açımdan yapılan yanlışlara göz atmak istiyorum. Bu deÄŸerlendirmemde hiçbir görüş veya zan altında kalmadan kendi görüşlerimi okuyucularıma yansıtmak istiyorum.
BildiÄŸiniz üzere CHP belli bir süre kapalı kaldı ve daha sonrasında (1992) yeniden açıldı. Partinin tarihine baktığımızda Cumhuriyet’in kuruluÅŸ ve sonrası dönemde büyük yeniliklere imza attığı ortada. Ancak bu misyon ve vizyon sanıyorum 21. yüzyıla taşınamadı belki de taşınmak istenmedi.
HerÅŸeyden önce CHP üzerinde bir “Baykal Fenomeni” mevcut. DeÄŸerlendirme için istatistiklere bakmak yeterli. Baykallı CHP 4 genel seçime girmiÅŸ ve aldığı oylar ortada. Åžimdi CHPli muhalifler ister istemez bu kadar çok genel seçime girerek baÅŸarılı olamayan bir parti baÅŸkanının baÅŸka bir ülkede olsa çoktan siyaset arenasından çekileceÄŸini görüşünü savunuyor.
Dün Milliyet gazetesinde manÅŸetten verilen haberde gerçekten durumun vehametini iyice kavradım. Söz konusu haberde CHP kalesi olarak anılan İzmir’in oylarının AKP’den çok az farkla fazla olduÄŸu ve ÅŸehrin kıyı kesimlerinin (gelirin yüksek olduÄŸu bölgeler kastediliyor) CHP’ye oy verdiÄŸi kalan taÅŸra ve iç kesimlerinse AKP’ye oy verdiÄŸi söyleniyor. Solun ve CHP’nin kalesi olan İzmir’de bile halkın CHP’ye olan güveninin bu derece eksik olması sanıyorum CHP’nin siyasetinden kaynaklanıyor.
Neden mi? Åžayet siz kendi siyasi görüşünüzü ve açılımlarınızı rakibinize göre yaparsanız her zaman kaybedersiniz. Bunu sadece Türkiye siyasetinde deÄŸil Dünya ülkelerinin siyasi tavırlarında ve tarihte de görüyoruz. Sanıyorum CHP kurmayları bunu göremiyorlar. Baykal’ın dilinde olan kelimelere bakalım seçim öncesinde; Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın kol saati, oÄŸlunun gemiciÄŸi, Cumhuriyete sahip çıkılması, mevcut hükümetin yapmış olduÄŸu icraatların yetersizliÄŸi, bir de boy boy gazetelere verilen “Büyük Vurgun” afiÅŸleri.
Şimdi kendi değerlendirmemi yapmak istiyorum. Siyaset erbabı denilen şeyi benim gibi 24 yaşında ve aklı henüz havalarda bir insan bile kavrayabilmişken (üstelik siyasi bir geçmişim olmamasına rağmen) siyasi kurmayların ve yıllardır bu işte olan insanların bunu anlayamamış olması bir bilgi yetersizliği midir yoksa bir kasıt mıdır?
CHP gibi bir partinin genel baÅŸkanının ortaya koyacağı siyaset BaÅŸbakan’ın kol saatini konuÅŸmak olmamalıydı, siyasi istikrarı korumanın dışına çıkıp siyaseti yargıya taşımak olmamalıydı. CHP sorunu kendisinde aramalı. CumhurbaÅŸkanlığı sürecinde AKP’nin yeterli çoÄŸunluÄŸu saÄŸlayamamasında CHP ne kadar sorumluysa Merkez SaÄŸ denilen Anavatan ve Demokrat Parti’de bir o kadar sorumlu. Kaldı ki bu partilerin sandıktan çıkan sonuçları belli. Demokrat Parti hezimete uÄŸradı ve genel baÅŸkan istifa etmek zorunda kaldı. Anavatan’da da durum belirsiz.
Şayet bu siyasi anlayışla devam ederseniz siz karşınızdaki partiyi mağdur eder ve siyasi olarak ivme kaybedersiniz. Halkımız her zaman mağdurun yanındadır. Bu sözü kulağına küpe edinmeyen zihniyet sandıktan çıkan oyu beğenmemezlik yapacağına şu andaki haline şükretsin.
Soruyorum ey ahali, ey erbab! Cumhuriyet mitingleri olmasaydı, DSP sandıkta size destek vermeseydi, Terör illeti bu kadar yükselip aÄŸzınıza sakız olmasaydı, CumhurbaÅŸkanlığına geçmiÅŸi belli olan ancak siyasi ideolojileri nedeniyle (ve sırf eÅŸinin başörtüsü takması ve farklı müsebbibleriyle) istemediÄŸiniz bir kiÅŸi aday olmasaydı, Cumhuriyetin elden gittiÄŸi kanısı öyle veya böyle insanların bilincine yerleÅŸmeseydi haliniz nic’olurdu? Sandıktan bu kadar oy çıkarabilir miydiniz?
Allah hakkı için bu sorulara cevap verebilecek bir siyasi otorite çıksın da içimizi rahatlatsın. Ancak yapılan açıklamalara bakıyorsunuz. Durumu deÄŸerlendirmek hatayı kendilerinde aramak yerine “Milletin” üzerine sorumluluÄŸu yıkıyorlar.
Ey CHP, Sen GüneydoÄŸuya ve DoÄŸuya bir tane bile yatırım yapmazsan, 90lı yılların ortasındaki GüneydoÄŸu problemi ile ilgili siyasetini (kaldı ki o dönemde parti kurmaylarının bu konuda harika bir program ve iÅŸleyiÅŸ metni hazırladığı ortada) bir anda kaldırıp yerine bambaÅŸka teslimiyetçi bir siyasi anlayış belirlersen, muhalefet olmayı kendine yedirip ülke sorunlarına yardım edeceÄŸin yerde Genel Kurul’a katılmama kararı alırsan halktan bundan daha fazlasını beklemek için ne gibi bir lüksün kalır?
Baykal’ın devam edip etmeme konusuna gelince, bana kalırsa Baykal artık daha fazla bu cemiyetin başında durmasın! Sarıgül olayında olduÄŸu gibi muhalif isimlere karşı yine hak ve hukuka aykırı parti içi aziller yeniden gündeme gelir yoksa. Bu sayede senin muhaliflerin yeniden artar. Senin yapacağın veya yapmaya çalıştığın iÅŸi anlatamadan bu olayları çözümlemek zorunda kalırsın.
Baykal’ın gitmesi elbette problemleri bir anda ortadan kaldırmaz ancak partinin bir yeniden yapılanma sürecine girmesi ve bu sayede halka biraz daha yakın olması saÄŸlanabilir.
Gazeteleri hergün takip ediyorum, yakın arkadaşlarım bilirler, hergün mutlaka memleket gündemini takip eder ve ona göre yorumlar yaparım. Bakıyorum gazetelere parti tabanında en büyük sorunlardan birisi de partide gençlik kollarının neredeyse sıfır düzeyinde olması. Nedenini çok iyi biliyorum. Neden mi?
Çünkü 2002 seçimleri sonrasında CHP’nin biraz daha ivme kazanarak bir sonraki seçimlerde en azından iktidar ortağı olarak sandıktan çıkacağını düşünüyordum. Bu yüzden partinin gençlik kollarına yazılma fikri baÅŸgöstermiÅŸti bende. Fakat Baykal’ın yalan yanlış tutumları, parti içindeki huzursuzluk ve o zaman gündemde olan diÄŸer konulardan dolayı bu fikrimi erteledim ve bir daha hayata geçmemek üzere rafa kaldırdım. Buyrun en basit örnek size benim. Siyasi hayata atılabileceÄŸim ve benim öngördüğüm en iyi parti olan CHP’nin hali buysa ben nasıl siyaset yapacağım bu partinin gençlik kollarında?
Son sözlerimi bir gazetemizdeki yazılardan birisiyle noktalamak istiyorum. Gazetede yazılıyor ki, ÅŸayet Atatürk ÅŸu anda kalkıp CHP’nin bu halini görse Baykal’a “İn oradan aÅŸağı” derdi.
Atatürk böyle derdi ve birkaç akıllı muhalif partili dışında o partide kimseyi bırakmaz hepsini çıkarırdı diye düşünüyorum bende. Daha ne söyleyebilirim ki? CHP’nin bir an evvel toparlanması ve halkımızla bütünleÅŸmesi dileÄŸiyle…
4 YorumNeed for Speed Günleri
KardeÅŸim bu oyunu ilk çıktığı günden bu yana oynar. Çokta profesyoneldir. Hatta bu oyunun turnuvalarına bile katılmayı düşünüyordu. Velhasılı bende kardeÅŸimden ileri gelen bir Need for Speed Underground hastalığı var. NFS 1‘i bitirmek nasip olmadı ama 2′yi bitirdim. Åžimdi yine internet kafeye geldiÄŸim zaman NFS 2 oynuyorum. Savelerimi yanıma alıyorum usb içine sonra kafeye gelince atıyorum. Kariyer modda oynamak bayağı bir zevkli. Sonuna doÄŸru yaklaşıyorum oyunun. Nasıl olsa bitirdiÄŸim için oyun artık kolay geliyor. Amacım NFS 2′yi bitirip sonra Most Wanted‘a el atmak. Onda da kardeÅŸimin direktifleriyle oyunu inÅŸallah bitirip Carbon‘a geçicem.
KardeÅŸim tam bir NFS fanı. Hangi oyunun neresinde ne var, o level nasıl geçilir, bu araba nasıl modifiye edilir avcunun içi gibi bilir. Soruyorum; abim en iyi NFS hangisiydi diye cevabı belli: En iyi NFS, NFS 1′di.
Hakikaten öyle, dillere destan bir 103. yarış var ki bunu geçebilen yiğidi getirin elini öpelim. Öyle easy modda değil kardeşim bu 103. yarışı direk hardda geçebiliyor. Ne diyim ya daha ben. Yarışa bakarken bana korkular geliyor ben bunu nasıl geçerim diye adam bana mısın demiyor.
Velhasılı yeniden Need for Speed günleri yaşıyorum. Bir anda 2-3 sene öncesine döndüm. Sıkı dur Carbon ben geliyorum. (Bu arada NFS’nin de yeni oyunu geliyormuÅŸ hayırlı olsun vatana millete)
5 Yorumt-infection’da v4 hazırlığı…
Web tasarımı, Wordpress, Temalar, Yararlı Web Siteleri, Açık Kaynak gibi konularda kendimce ahkam kestiÄŸim t’infection.com’da yakın bir zamana kadar v4 hazırlıklarına baÅŸlayacağım. Biliyorum yakın bir zaman önce v3′e geçtim ama ÅŸu sıralar böyle bir deÄŸiÅŸimi gerekli görüyorum sitede. Bunun birçok nedeni var aslında. Allah’a şükür hiçbir zaman hit kaygım olmadı, SEO konusunda da bir sıkıntı çekmedim. Çünkü ziyaretçilerim öyle veya böyle siteme gerekli ilgiyi gösteriyorlar. Bende onların vermiÅŸ olduÄŸu bu desteÄŸe karşılık elimden geldiÄŸince güzel makaleler yayınlamaya çalışıyorum. Söz konusu olan ÅŸey aslında sitenin biraz daha fonksiyonel olması ve mevcut alanda daha fazla içeriÄŸi barındırabilmem. Bununla birlikte çevirisini yaptığım wordpress temalarını yayınlayabilecek bir alanı da hayata geçirmek istiyorum. Ziyaretçilerim dilediÄŸince temaları test edip gerektiÄŸinde indirebilsinler istiyorum. Bununla birlikte sitemde de yazdığım gibi t’infection’a “Konuk Yazar” veya “Sürekli Yazar” alma fikirlerim var. Åžayet böyle birÅŸey hayata geçerse sadece benim bakış açımdan deÄŸil site içindeki arkadaÅŸlarımın bakış açısından da tasarım ve programlama gibi konulara yaklaÅŸabiliriz diye düşünüyorum. Biliyorum kendi başıma sürdürdüğüm bu platformu aslında yine kendim sürdürmem gerekir ama kendimi bir bakıma suçlu hissediyorum. Biliyorum ki hergün RSS ögelerinde veya siteme gelip yeni yazılar olup olmadığına bakan insanlar var. Benim yazmadığım veya yazamadığım zamanlarda benim gibi yazabilecek bir arkadaşım bu boÅŸluÄŸu dolduracak ve sitenin misyonunu devam ettirecektir.
Sanırım Ağustos ayından itibaren v4 hazırlıklarına başlarım. Yeni yayına geçiş sürecinde tema üzerinde değişiklikler, Dizin bölümünün yayına girmesi, Konuk yazar alımı, Makale konularının genişletilmesi, Wordpress temalarına özgü bir bölümün açılması gibi konulara öncelik vereceğim.
Ziyaretçilerimin profilini az çok bildiÄŸimden konu geniÅŸletmelerinde web tasarımı ve teknolojileri konusunun dışına çıkmayacağım. Zaten çıkacak olsam volkank.com’u açıp ikinci bir bloguda yayına almak istemezdim. Bu yüzden alışılmış ve süregelen t’infection.com konularında yazmaya devam edeceÄŸim.
Birkaç hafta içinde İzmir’de olacağım için makalelerime ve yarım kalan makalelerin tamamlanmasına devam edeceÄŸim için daha fazla yazı ve makale görebileceksiniz sitede. Biliyorum ÅŸu anda site çok boÅŸ görünüyor ve bu durum ziyaretçilerimden çok beni rahatsız ediyor. Yeterli ilgiyi siteme bir an evvel göstereceÄŸim.
Bununla birlikte sizlerde t’infection.com’un v4 tasarımında ne gibi alanlara dikkat etmem konusunda fikir verirseniz çok mutlu olacağım. Sizlerden gelecek olan önerilere her zaman açığım. Fikirleriniz ve arkadaÅŸlarımın önerileri her zaman benim için önemlidir.
Son olarak v4′ü önümüzdeki yıl başına yetiÅŸtirmeye çalışacağım…
Yorum YokEvimize Buzdolabı Aldık…
Annem uzun süredir evde kullandığımız buzdolabından muzdaripti. Arasıra bozulan kendi kendini kapatan ve çalışmamakta ısrar eden ama kafasına esince çalışan eski püskü Profilo buzdolabımızın miyadı çoktan dolmuştu. Anacağızımla kaç zamandır mağaza mağaza dolaşıyoruz iyi bir buzdolabı alabilmek için.
Her zaman tercihimiz yerli markalardan yana olduÄŸu için öncelikle Vestel, Arçelik gibi ürünleri satan maÄŸazalara gittik. Fiyatlar ateÅŸ pahası. Annemin istediÄŸi güzel bir buzdolabını mümkünatı yok 2000 YTL’den aÅŸağı alamıyorduk. Baktık ki olmayacak annem birde Bosch’a gidelim dedi. Gittik orada güzel bir buzdolabı beÄŸendik. Fiyatı da makuldü. Amma velakin taksitlendirmeler ve ödemeler hep kredi kartı üzerineydi. Bizim de kredi kartımız yok ee benim 500 YTL limitli öğrenci kredi kartımla da o dolabı alacak halimiz yok bizde tuttuk senetle aldık. SaÄŸolsun adamlarda indirim yaptılar. Bizim eski buzdolabını aldılar ve yarım saat içinde de dolabı getirip eve teslim ettiler. 350 YTL önden para verince her kapı açılıyor galiba.
Amma velakin dolabın kullanım kılavuzunu okudum. Yahu iyi güzel yazmış Bosch ama öyle birşey yazmış ki kılavuza beynimden vurulmuşa döndüm. Sıkı durun şimdi noktasına virgülüne dokunmadan buraya yazıyorum: Bu buzdolabı çocukların oynayabileceği bir oyuncak değildir! Yazı aynen böyle ve sonunda ünlem işareti var. Ne diyeceğimi bilemedim, dumur oldum. Birde onun sonrasında diyor ki; lütfen dolabın raflarına basıp merdiven şeklinde kullanmayınız! Buyrun burdan yakın. Demekki adamlar nasıl kullanıyorlar ki dolabı kılavuza bunu yazma ihtiyacı hissediyorlar. Yemin ederim ne yazacağımı bilmiyorum. Annem çok sevindi dolabına kavuştuğuna artık bize yaptığı güzel yemekleri saklayacak genişçe bir buzdolabı var.
Tavsiyem ÅŸu olacaktır ki ÅŸayet Bosch ve Siemens markaları arasında bir ürün alacaksanız ve tereddüt ediyorsanız kesinlikle oyunuzu Bosch’dan yana kullanın. Kitapçıkta Bosch ve Siemens’in aynı ÅŸirketin ürünü olduÄŸunu ve aynı fabrikalarda üretildiÄŸini gördüm. Siemens fiyatı itibariyle biraz daha tuzlu ama Bosch direk ev aletleri üzerine yoÄŸunlaÅŸmış. Allah gösterir de birgün evlenirsem kesinlikle Bosch marka ev aleti alacağım. (Tabi bizim hatunda izin verirse…)
Yorum YokSeçimlerde Bitti Şükür Olsun…
Günlerdir dillendirdiÄŸimiz Genel Seçimler nihayet bitti. Öngörüler, propogandalar, programlar, sevinçler ve hüzünlerle bir seçimi de geride bıraktık. Millet büyük bir çoÄŸunlukla AKP’nin yeniden baÅŸa gelmesini istedi. Nitekim bunu seçim sonuçlarında açık ve net olarak gördük. CHP ise muhalefet olma arzusunu korumak istemiÅŸ olacak ki bu rolünü bu dönemki mecliste MHP ile paylaÅŸacak. Ancak dikkat edilmesi gereken en büyük yenilikse Bağımsız adayların mecliste olması.
CumhurbaÅŸkanlığı seçimleri ve önümüzdeki günlerde Avrupa BirliÄŸi için yapılması gereken “reform” niteliÄŸindeki yasa deÄŸiÅŸiklikleri için mecliste çok hararetli saatler yaÅŸanacak. Ak Partinin mevcut 340 milletvekili ile ÅŸu anda tek başına bir adayını CumhurbaÅŸkanı seçtirmesinin mümkün olmadığı ortada. Bu konuda yeniden giriÅŸimlerde bulunulacak ve belki de bir “uzlaÅŸma” yolu ve “ortak aday” seçimi gündeme gelecek.
Tabi halkın Cumhurbaşkanını seçmesi durumu da referandumla belirlenebilir. Şu anda pek birşey belli olmasa bile önümüzdeki günlerde meclisin tavrı ve siyasi liderlerin hareketleri siyasi istikrarın şekillenmesine neden olacak.
Halkın büyük çoÄŸunluÄŸunun verdiÄŸi oylarla baÅŸa geçen AKP’yi kutluyoruz. Sonuçta milletin takdiri ile baÅŸa gelmiÅŸ bir partiye bu saatten sonra söylenecek birÅŸey olamaz. Saygı duyuyoruz. Bu seçimlerin ülkemize hayır getirmesini diliyor ve aydınlık günler için dua ediyoruz.
10 Yorum