volkanK.com » 2007 » Temmuz

Temmuz, 2007 ArÅŸivleri

En sağı en sola en solu en sağa alalım!

Dün annemle haberleri izliyorduk. Annem çok iyi bir yerden dem vurup damarıma bastı. “Sağı solu kalmadı, kim derdi ki İlhan Kesici CHP’den aday olsun, hiçbiÅŸey belli deÄŸil artık” diyerek beynimde ÅŸimÅŸekler çakmasına neden oldu.

Siyasi partilerin milletvekili adaylarına bakıyorsunuz. Adaylar iyi güzel hoÅŸta, adayların siyasi yaÅŸamlarında durdukları çizgiyle ÅŸimdiki aday oldukları parti birbiriyle çeliÅŸiyor. Bir aday hep sol hep sol derken bir bakıyorsunuz saÄŸ bir partiden milletvekilliÄŸi adayı oluveriyor. Bu nasıl oluyor, neden oluyor bilmiyorum ama ÅŸurası açıkça bellidir ki tamamen siyasi iktidar düşünülüyor. Adayların bu görüşün altına girip o partiden milletvekili olması birÅŸeyi deÄŸiÅŸtirmiyor. Çünkü öyle yada böyle yine o aday kendi siyasi çizgisindeki bir partiye transfer oluyor. Amma velakin bundan önceki mecliste de gördük ki bir milletvekili siyasi görüşünün tam tersine bir partiye “transfer” olabiliyor.

Bu durumda benim aklıma tek şey geliyor: Para! Parasını alan, bazı şeyler vaadedilen yüce şahsiyet bir anda tüm siyasi görüşünün tersine başka bir partiye geçebiliyor.

Eh abi burası Türkiye herşey olabilir burda. Biliyorum son birkaç yazım tamamen politika kategorisine yazılıyor ama dediğim gibi Şu seçimler olsa da biz de kurtulsak!

En güzel günler sizin olsun efendim…

1 Yorum

Åžu seçimler olsa da kurtulsak…

Ey Allah’ım ÅŸu seçimler olsa da kurtulsak Ya Rabbi! Hergün seçim haberleri izlemekten gına geldi. Hergün biri birine biÅŸey söylüyor öbürü karşılık veriyor. İcraat yok, memleketin gidiÅŸatını deÄŸiÅŸtirecek bir hadise yok. Halk çaresiz, elindeki tek kozu sandıkta atacağı oy. Büyük çoÄŸunluk hala kararsız, oy kullanmamayı bile düşünenler var. Bu memleket zaten seçim havalarında yitirdi birçok ÅŸeyini. Åžu seçimler olsa da kurtulsak…

2 Yorum

Özürlü Kardeşlerimiz İçin Ne Yapacaksınız?

Seçim atmosferinin iyice yayıldığı yurdum gündeminde her an parti, seçim, istikrar, iktidar, muhalefet kavramları ortalıkta dolaşıyor. Birisi birine meydandan birşey söylüyor, öbürü yine meydandan cevap veriyor. Partiler bir bir seçim beyanatlarını yayınlıyorlar.

Ancak dikkatimi çeken nokta şu ki; Bu ülkede 8 milyon kişinin özürlü olduğunu bilmiyorlar! Hiçbir partinin doğru düzgün özürlüler için yapacağı bir fikri ya da projesi yok. Var olan birisi bana haber versin de inceleyeyim ne olur.

Bu zamana kadar işim hep özürlü insanlarımızlaydı, bundan sonra da öyle olacak. Onların sağlığı, rahatı ve rehabilitasyonunu üst düzeye çıkarmaya gönüllü bir insan olarak ister istemez seçim propogandalarında bu ayrıntıya dikkat ediyorum. Kimsecikler bu insanımız için bir girişimde bulunmuyor. Düşünmüyorlar mı acaba kendilerininde bu seçimlerde atılacak bir oyu var?!

Özürlü diyerek herkesi aynı kefeye koymamak gerekir, yıllar önce hazırladığım ortopedimerkezi.gen.ms adresinde “Özürlü, Engelli” kavramları enine boyuna anlattım insanlarımıza, herkese özürlü damgasının vurulmaması gerektiÄŸinden dem vurdum. Bunu yaparken de WHO (Dünya SaÄŸlık Örgütü) tanımlarına ve verilerine dayanarak konuÅŸtum.

Geçenlerde izlediÄŸim bir haber bu konuda yazmama neden oldu. BaÅŸbakanlığın hazırlamış olduÄŸu ve özürlü vatandaÅŸlarımıza hizmet yapmak için kurulan “GökkuÅŸağı” projesinde büyük yanlışlar ve hatalar yapılmış. Büyük sanatçıların katılımıyla yapılan davet ve birçok açılış fiyaskoyla sonuçlanmış. İşte buyrun burdan yakın.

Maksadım şimdiki iktidarı eleştirmek değil. Bilakis bu insanların hakkını kendi çapımda savunmaya çalışıyorum. Toplumsal konulara olan duyarlılığımızı kaybettik başımız sağolsun ama ya insanımız? İnsan üzerine konuşuyoruz, bu insanların geleceklerini konuşuyoruz. Seçim konusunda herşeyi vaat uğruna bedava yapan zihniyet nedense bu kardeşlerimizin hiçbir dileğine kulak asmıyor.

Onlar sizden çok birşey istemiyor ki. Sadece bu insanlara hakettikleri değerin verilmesini istiyorlar. Devletimizin bu konuda harika bir kanunu vardır. Bilenler bilir. Kamu kurum ve kuruluşlarında belirlenen oranda Özürlü Personel çalıştırılması gerekir. Bu kanun gibi benzer kanunlar yapılarak Özürlü insanımızın Rehabilitesi için her türlü yolun denenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sosyal, mesleki, tıbbi, psikolojik rehabilitasyon ayaklarından en azından birini gerçekleştirebilecek bir hükümet bu ülke vatandaşının gönlünde taht kurar. En azından özürlü vatandaşlarımız bu durumu farkeder ve takdir eder.

Ey ülkemin güzel partisi, sen Özürlü Kardeşlerimiz İçin Ne Yapacaksın?

Yorum Yok

Kayıp Şehit

Güneydoğu Anadolu bölgesinde askerliğini yapan bir Jandarma Erdi Salih. Görevinin bitmesine 2 ay kalmıştı. Dağlarda bölücü örgüte karşı birçok çarpışmaya girişmiş birçok zaman arkadaşlarını gazi ve şehit vermişti.

Yine baÅŸka bir taarruzda göreve çıktı. Bölücü örgütün yerleÅŸtiÄŸi daÄŸlara doÄŸru bir saldırı planlanmış ve uç birlikte Salih’in olduÄŸu birlikte göreve katılmıştı. Çarpışma büyük bir hızla devam ederken yakın çarpışma gerçekleÅŸmiÅŸ, bölücülerle askerlerimiz arasında fazla bir mesafe olmadan çarpışma büyük hızla ve büyüyerek devam etmeye baÅŸlamıştı.

Salih kör bir kurÅŸun ile önce kolundan yaralandı. Yaralandığını bağırdı haykırdı, arkadaÅŸları onu kurtarmaya koÅŸtular. Bir arkadaşı mevzisine yaklaşırken göğsünden yaralandı. Bunu göre bölük erleri yerlerinden kıpırdamadılar. Daha canla baÅŸla teröristlere karşı ateÅŸ açtılar. Bu haberi alan teröristler Türk askerinden önce Salih’e yetiÅŸtiler. Bir tanesi onu yaralı kolundan kaldırıp sürüye sürüye kendi mevzilerine doÄŸru götürdü.

Salih ne olursa olsun direneceÄŸini, düşmana aman vermeyeceÄŸini söylüyordu kendi içinden. Bir tanesi bilmediÄŸi bir dille ona birÅŸeyler söyledi, bir baÅŸkası anladığı kadarıyla götürün diye söylendi. Salih’i maÄŸara gibi bir yere götürdüler. Burada birkaç tane yaralı teröristi gördü Salih. Hemen orada o teröristlerin yanına koydular Salih’i. Artık dayanacak takadi kalmamıştı, kan kaybı gittikçe artıyordu. Hemen omuzluÄŸundan çıkardığı bir mendili sardı koluna. Böylelikle kanı biraz olsun durdurabilirdi. Kimse Salih’e bakmıyor onun zararsız olduÄŸunu anladıkları için de onun yerine çarpışmayla ilgileniyorlardı.

Salih yarı baygın bir vaziyette kıvranıyor, kısık sesle inliyordu. Elinden birşey gelmemesi ona daha fazla acı veriyordu sanki. Birden kendinden geçti.

Kalktığı zaman yine aynı yerde aynı vaziyette yatıyordu. Sabah olmuştu, çarpışma bitmiş, yanındaki yaralı teröristlerin sayısı artmıştı. Aralarından bazıları ölmüştü. Ölü olanları ayrı bir yere koymuşlar, üzerini soymuşlar ve silahlarını da almışlardı. Salih bu manzarayı gördükçe daha da ürperdi. Sonunun aynı şey olacağını düşündü. Kendisini ya öldüreceklerdi ya da şantaj amacıyla canlı tutup esir edeceklerdi. Sonuçta ikiside Salih için ölümdü. Elebaşları olduğunu düşündüğü bir yetkili onun yanına geldi. Türkçe ona nasıl olduğunu nerede görev yaptığını sordu. Salih büyük bir ihtiyatla bu sorulara yanıt verdi. Görevinin bitmesine 2 ay kaldığını söyledi. Daha sonrasında bu yetkili mağara bozuntusu yerden ayrıldı ve içeri iki tane terörist girdi.

Salih’i yerden kaldırdılar, acı içinde kıvranan er bunlara direnerek onların götürdüğü yere direnmeden vardı. MaÄŸaranın arka bölümü gibi bir yerde bir açık alana ulaÅŸtılar. Burada bir iki tane arkadaşının cesedini gördü Salih. Tanıyordu bu Åžehitleri. BirçoÄŸu yan birlikten arkadaşıydı, beraber savaÅŸmışlardı bu teröristlere karşı.

Hiç ummadığı bir anda Salih arkasından bir ateş aldı. Kurşun sırt bölgesinden girmiş ve sol göğsünün altından sıyırmıştı. Salih büyük bir acıyla yere yığıldı. Acılar içinde kıvranırken kimse ona yardım eli uzatmadı. Başındaki 3 terörist sadece bakmakla yetindiler. Sonra yeniden mağarada onu sorgulayan adam geldi, ona bu arkadaşlarını sırtlamasını ve kendi mevzilerine götürmesini söyledi. Salih şehit arkadaşlarından iki tanesini yaralı haliyle sırtladı ve dağdan aşağı indi. Hiçbirşey söylemedi, iman gücüyle, son gücüyle kendi durumunu hiçe sayarak bu şehit cenazelerini birliğine ulaştırmaya çalışacaktı.

Büyük bir mücadele içinde daÄŸdan indi. Åžehitlerin biri sırtında biri kolunda düşe kalka gidiyordu. Bunu gören bir uç askerimiz derhal bölüğü alarma geçirdi. Hemen Salih’in yanına ulaşıldı. Salih artık birÅŸey söyleyecek halde deÄŸildi. Hayatında hiç olmadığı kadar yorgun ve bitkindi. BirÅŸey söylemeye fırsat bulamadan gelen askerlerinin önünde yığıldı kaldı.

Salih’i gören erler hemen yaralı ere yardım eli uzatmak istediler. Ancak bu seferde teröristlerden bir taciz ateÅŸi açılmaya baÅŸladı. Erler hemen Salih’i bırakıp mevzi aldılar ve ateÅŸe karşılık verdiler.

Salih bulunduğu yerde öylece yatıyor ve hiçbirşeyden haberi olmadan çarpışmanın ortasında yatıyordu. İki askerde taciz ateşine karşılık vermişler ve teröristler ateşten sonra yeniden dağa sığınmışlardı.

Salih’i bulmak için mevzilerinden çıkarak yeniden aÅŸağı geldiler, ancak ortada bir gariplik vardı, Salih yerinde yoktu. Belki onu teröristler kaçırmış olabilirdi ama yakın bir taarruz olmamıştı. HerÅŸey gözlerinin önündeydi. Çarpışma anında biri onu alıp götürseydi bundan haberleri olur ve karşı ateÅŸ açarlardı. Ancak Salih yoktu ortada, ona dair bir izde yoktu.

Salih’in ÅŸehit olduÄŸu haberi ailesine ulaÅŸtırıldı, ancak cesedinin teröristlerce ele geçirildiÄŸi söylendi. Ailesi periÅŸandı, oÄŸullarının ÅŸehit olmasına mı yansınlar yoksa cesedinin bölücü güçlerin elinde mi olduÄŸuna yansınlar bilemiyorlardı. Salih’in gıyabında cenaze namazı kılındı. Ailesi ona son yolculuÄŸunu yaptırdı, dualar edildi, mevlitler okundu.

Bu arada Salih kamuoyunda duyulmuÅŸ ve “Kayıp Åžehit” olarak anılmaya baÅŸlamıştı. Halk arasında bir efsane haline gelmiÅŸti. Salih’in kahramanlığı dilden dile anlatılmış hakkında çok deÄŸiÅŸik hikayeler uydurulmayabaÅŸlanmıştı. Ailesi ise bu hikayeler yerine yalnızca oÄŸullarının yasını tutmayı yeÄŸliyordu. Salih bir efsane olmuÅŸtu ama hala cesedi bulunamamıştı.

Annesi o kadar üzülmüştü ki kadıncağız günler boyu oÄŸlunun arkasından aÄŸlamış, dövünmüş, uyuyamamıştı. Salih’in gıyabındaki cenaze töreninden 40. ölüm gününe kadar her gün oÄŸlunu rüyasında görmeye baÅŸlamıştı. Rüyasında Salih köylerindeki evinde yatakta yüzükoyun bir ÅŸekilde uyuyor, üstünde kamuflajıyla kendinden geçmiÅŸcesine yatıyordu. Annesi oÄŸlunu uyandırıyor ve oÄŸlum nerelerdesin, seni öldü dediler diyordu. Annesine dönen Salih “Anne ben bambaÅŸka bir yerdeyim, askerliÄŸime devam ediyorum, beni merak etmeyin, hergün bu yataÄŸa gelip gece nöbetim baÅŸlayana kadar uyuyacağım, beni rahatsız etmeyin” diyordu.

Annesi bu rüyayı 40. güne kadar gördü. İstisnasız aynı rüyaydı. Rüyayı anlattığı herkes dehşetle irkiliyor ve bu bölücü illete lanet yağdırıyordu, kimisi de dayanamayıp ağlama krizlerine giriyordu.

Bölücü saldırılar artmış ve Salih’in ölümünün üzerinden 1 yıl geçmiÅŸti. Bölücü örgütle karşılaÅŸan birliklerde kayıplar oluyor ve bu ÅŸehitlerimiz kimi zaman bulunup kimi zamanda bulunamayıp ailelerine ÅŸehit haberleri ulaÅŸtırılıyordu.

Ancak garip bir biçimde iki ya da üç gün sonra olay bölgesinin birkaç yüz metre ilerisinde kayıp şehitlerin cenazesi bulunuyordu. Bazen iki bazen üç şehidimiz yan yana dizilmiş sanki birileri tarafından oraya getirilmiş gibi güvenli bir biçimde birliklerimizin bulacağı şekilde bırakılıyordu.

Bunun teröristlerce yapılmadığı aşikardı, çünkü üzerlerinden hiçbirşey alınmamış, silahları bile yanlarına koyulmuştu. Akıllara tek birşey geldi; Kayıp Şehit Salih!

Salih’te ÅŸehit olduÄŸu gece iki arkadaşını taşımış ve birliÄŸin yakınına kadar getirmiÅŸti. Aklı selim bir düşünce deÄŸildi ama herkes bu olayı Åžehit Salih’in yaptığını düşünüyordu. Bu durum tüm Türkiye’ye yayılmış ve Salih gerçek bir efsane olmuÅŸtu. Hala cesedi kayıp bu ÅŸehit mezarı başında anıldı, dualar edildi, ülkenin birliÄŸine dair yeminler edildi. Åžehitler ölmez vatan bölünmez dendi! Evet ÅŸehidin ölmediÄŸine artık herkes kanaat getirmiÅŸti.

Annesi bir yıldan fazla bir zaman sonra oğlunu yine rüyasında gördü. Bu sefer çarpıştığı dağlarda görmüştü oğlunu, üstü başı çok düzenliydi. Yepyeni kamuflajları vardı üzerinde. Silahı sırtındaydı. Annesine:

Anne beni merak etme, mertebem yükseldi, burada çok ulvi bir amaca hizmetteyim, cennetin kapılarını gördüm, yakında içine gireceğim buyruldu Anne. Yalnız hizmetim bitmedi daha, insanın idrak edemeyeceği bir vakit daha şehitlerimi taşımam için görevlendirildim. Bu görevim bitince cennette olacağım. Merak etmeyesin.

demiÅŸti.

Annesi rüyasını anlattığında Salih için artık herkes dua ediyor, şehadet şerbetini gerçekten içtiğine kanaat getiriyordu.

Salih hala kayıp. Kimbilir belki hala ÅŸehitlerimizi taşımaya devam ediyor…

ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ! (Bu hikaye tamamen tarafımdan yazılmıştır, hiçbir kaynaktan alınmamış ve esinlenilmemiştir)

1 Yorum

Türk Netindeki Büyük Bir Eksiklik!

Birşey daha doğrusu birkaç şey dikkatimi çekiyor Türk netinde. İnternet ile uğraşan bir kesim öyle yada böyle bir şekilde kendine bir web sitesi veya blog ediniyor. Buraya kadar hiç problem yok. Çünkü gerek kişisel gerekse de Türkçe servisler kullanılarak bir blog veya web sitesi oluşturmak çok kolay. Ancak dikkatimi çeken en büyük nokta şu ki; Bu tür girişimcilere kaynak olabilecek iyi ve profesyonel hizmet sağlayabilecek bileşen siteleri yok!

Sözgelimi bir wordpress tabanlı blogunuz var. Blogunuza desteÄŸi Acemi, Wordpress Türkiye, WpDestek gibi sitelerden saÄŸlayabiliyorsunuz. Bir sorununuz olduÄŸunda halledebiliyorsunuz. Ancak iÅŸ profesyonel bir bileÅŸen saÄŸlama durumuna gelince orada iÅŸler deÄŸiÅŸiyor. Bir temayı veya bir eklentiyi bir ton site gezdikten sonra buluyorsunuz. Tabi bununla da kalmıyor. Bu bileÅŸenin Türkçe’ye uyumu devreye giriyor. Åžansınıza bu bileÅŸen Türkçeye çevrildiyse alıp kullanabilirsiniz ama ya çevrilmediyse?

Yabancı sitelere bakıyorum, adamlar herşeyi düşünmüşler. Photoshop fırçalarını dağıtmak için bile site kurmuşlar ve bunu profesyonel bir düşünce içinde gerçekleştiriyorlar. Ha keza sadece tema sadece eklenti ve modül dağıtan siteler bile var. Bizim Türk webinde ise böyle bir oluşum yok. Olanlarda bir süre sonra çizgisinden sapıyor veya maddi imkansızlıklar içine gömülüp yok oluyorlar.

Gerek blog medyası gerekse de portal medyasını takip için tüm servislerimiz var. Ancak bahsettiğim noktada büyük bir eksiklik göze çarpıyor.

Sadece tema dağıtan bir site ya da sadece eklenti, modül dağıtan bir site…

Sizce de fena olmaz mı?

Bence olmaz, neden diyenleriniz olabilir, bu kadar şey dağıtmak varken neden sadece biri diyeniniz olabilir. Kısaca izah etmeye çalışayım.

Webde sadece belli bir noktaya odaklanan ve özgün içerik yayınlayan siteler artık daha fazla ilgi görmekte. Bu hepimizce aşikar bir olay. Sözgelimi Bildirgec, bu sitemiz sadece internet ve yaşam kaynaklarına dair kullanıcılarından gelen içeriği yayınlıyor ve alanında şu anda bir numara. Üstelik dünyada da iyi bir hit durumuna sahip. Sonra yabancı muadilleri gibi bu işi profesyonelce yapıyor.

Böyle bir Türkçe servisimiz gibi, sadece Wordpress, Drupal değil, Türk netinde çok kullanılan ve hala da kullanılmaya devam eden, Cms ve Blog yazılımlarına bileşen sağlayan bir site ihtiyacı doğmuş durumda.

Bir temayı bir sitede bulabiliyorsunuz ancak sitenizde yapmak istediğiniz bir işin yapılacağı modülü aynı sitede bulamıyorsunuz, bunu başka bir sitede aramanız gerekiyor. Kastettiğim olay ise burdan yola çıkarak doğuyor. Tüm bileşenlerin değil, sadece özelleşmiş bileşenlerin bir arada olduğu bir site.

Sadece Wordpress teması, Sadece Xoops modülü, Sadece Photoshop fırçası… Böyle bir oluÅŸuma bence çok ama çok ihtiyaç var. Bilmem bu alandaki büyüklerimiz, abilerimiz ne söylerler… (Bu yazıyı Osman Börütecene’nin “Türk blog dünyasında ellenmemiÅŸ konular” isimli makalesini görünce yazmaya karar verdiÄŸimi de söylemek istiyorum…

2 Yorum

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »