Mart, 2008 Arşivleri
Düş Yakamdan Be Aşk!
Herşey onu ilk gördüğümde başladı. Yine üzerime yığınla umut ve heyecan çöktü seni gördüğüm an. Korkuyordum, bir kez daha aynı şeyleri yaşamaktan ama gözlerindeki ışığı gördükçe daha fazla sürükleniyordum gırdabına. Yanımda olduğun anları hatırlıyorum da kimi zaman hüzün bulutları kimi zaman da tarifsiz mutluluklar vermiştin bana.
Adın hiç önemli değil, sen benim için aşksın! Kimi zaman Leyla, kimi zaman Hayal! Ama artık düş yakamdan be aşk! İstemiyorum artık seni. Her gelişinde farklı birşeyler götürüyorsun benden. Her gelişinde kazanıp giden, beni benden alıp zafer edalarıyla yüzüme gülümseyen yine sen oluyorsun.
Karanlık gizemlerin içinde boğulmaktansa git be, düş yakamdan artık aşk!
Yorum YokYaşamımdan Kesitler, Bu Aralar Neler Oluyor
Merhaba sevgili arkadaşlar. Uzun süredir farkındaysanız siteme doğru düzgün yazı yazamıyorum. Aslında bunun birçok nedeni var. En önemlisi bütün bir hafta boyunca bilgisayarımın olmayışı mesela. Neden yoktu neler oldu diyeceksiniz ama açıklamak istemiyorum uzun hikaye sizin anlayacağınız. Bir de bu hafta sınavlarım başladı ve yoğun bir çalışma maratonu içine girdim. Bu nedenle istesem bile bilgisayar başında kalamıyorum.
Tüm bunlarla birlikte artık kendimi iyice bir Fizyoterapist olarak hissetmeye başladım. Hoş henüz 2. sınıftayız ama mesleğime ısındım ve gelişmeleri takip etmeye başladım. Elimden geldiğince mesleğimle ilgili bilgi toplamaya ve okulumun verdiği bilgiler ile yetinmemeye çalışıyorum. Bu yüzden internet başına geçince artık eskisi gibi tasarım ve internet dünyasına dalmaktansa bilgi aramayı tercih ediyorum. Bu aralar oldukça yoğun gidiyor yaşamım, hem okul hem sosyal yaşantı birbirine girmiş durumda. Ben bile kendimin nerede olduğunu bilmiyorum. Hayra alamet değil bizim gidişat ama bakalım işte…
1 YorumVolkank.com 1 Yaşında!
Efendim, nacizane kişisel güncemiz, biricik dostumuz, sırdaşımız, kişisel web tamlamamız, volkank.com’umumuz tamı tamına 1 yaşına bastı. Geçtiğimiz yıl 22 Mart’ta yazmışım ilk yazımı ve sonrasında siteye onca yazı yazmışım ki onca şey anlatmışım ki bazen ben bile bakınca şaşırıyorum. Bu bir yıllık zaman zarfında beni yalnız bırakmayan tüm arkadaşlarıma, tüm yorumcularıma tüm takip edenlerime çok ama çok teşekkür ediyorum.
Ya abi insan kendi sitesinin doğum gününü unutur mu ya… Yok işte ben unutabiliyorum. :) Nice yıllara inşallah…
7 YorumMevlüt Kandiliniz Mübarek Olsun
Tüm İslam alemi ve Türkiye’mizin bu güzel ve mübarek günü kutlu olsun efendim. Allah hep birlikte nice kandiller, nice bayramlar geçirmeyi nasip etsin.
2 Yorum670 Maceraları volx: Sensin Be Gerizekalı!
Efendim üst üste iki tane 670 maceramı yazmış olacağım ancak bunu yazmadan geçemeyeceğim. Bu akşam yaşadığım bir olay beni bir kez daha dumura uğrattı ve 670 denen şahsiyetin aslında bir bakıma “Türkiye’yi” yansıttığını gösterdi.
Malumunuz akşam üzeri arkadaşlarımdan ayrıldıktan sonra vasıtayı beklemeye başladım. Gelen ilk araca bindim. En arkaya ilerledim ve ayakta beklemeye başladım. Mp3 çalarım yanımda olmadığı için etrafa daha dikkatli bakmaya ve göz gezdirmeye fırsatım oldu.
Derken otobüste arka kısımlara doğru “zihinsel özürlü” bir kardeşimizi farkettim. Yanında ablası olduğunu düşündüğüm bir hanımkızımız oturuyordu. Kardeşimiz sürekli konuşuyor bazen anlamlı cümleler kuruyor bazen de anlamsız sesler çıkararak bağırıyordu. Meslek yaşamım boyunca bu kardeşimiz gibi çok kişiye cihaz yaptığım için onların nasıl davrandıklarını biliyordum. Ablası da yazık kardeşinin hareketlerini bir yandan kontrol etmeye çalışıyor bir yandan da etraf ne diyor diye usulca bakıyordu.
Velhasılı ben en arkada bekleyişimi sürdürürken yer boşaldı ve hazır yanımda yaşlı bir teyze falan yokken oturayım dedim. En arkanın bir önündeki koltuğa oturdum. Kardeşimizi bu açıdan rahatlıkla görebiliyordum. Yine bildik seslerini çıkarmaya ve kendince o güzel dünyasında birşeyler anlatmaya devam ediyordu. Derken arkamda duran iki zatın konuşmalarına kulak misafiri oldum. Bir tanesinin yaşı otuzlarda diğeri ise kırklarda olan bu işe yaramaz abilerin konuşmaları beni sinir etti. Hatırladığım kadarıyla aktarıyorum efendim. Yalanım yanlışım yok lütfen okuyun.
- Abi ben o çocuğa Üçkuyular’dan beri dikkat ediyorum, numara yapıyor o çünkü bazen normal konuşuyo bazen de saçmalıyo. Şimarıyo resmen, ilgi çekmeye çalışıyo. (Bakın kardeşimizin özründen haberleri yok, salak salak konuşuyorlar, ben bu arada ellerimi kollarımı sıkıyorum birşey söylememek için, bomba geliyor şimdi)
- Öyle abi yanındaki de ablası galiba, ses çıkarmıyo hiç.
- Belki özürlü falan olabilir abi bak şimdi inecekler.
Tam bu esnada biz Şirinyer civarına geliyoruz ve kardeşimiz ile ablası otobüsten iniyorlar. İnerken kardeşimiz bir iki ses daha çıkarıyor ve abiler neyin ne oludğunu anlıyorlar. Sonra işittiğim laf şu;
Ya günahını aldık görüyor musun, gerçekten engelliymiş…
Bakın o abilerin yaptıkları konuşmaları tam olarak yazmadım. İpe sapa gelmeyecek şeyler söylediler. Sonuçta bu insanlarla çalışıyorum ve yıllarım onlara hizmet etmekle geçiyor. Daha özür nedir, engel nedir, bozukluk nedir bilmeyen toplumumuz bu tarz insanları görünce neden bu kadar dengesiz olabiliyor anlamıyorum.
Lütfen kusura bakmayın ama küfür edeceğim. Ulan şerefsizin çocuğu, ulan piçin evladı, sen hiç mi hayat okulundan ders almadın, hiç mi dünyadan nasip görmedin. Hiç mi böyle bir insanla karşılaşmadın. Hadi karşılaşmadın diyelim bu tarz sesler çıkaran ve etrafına pervasızca bakınıp geri dönen bir kişi niye numara yapsın, niye popüler olmaya çalışsın. Belli ki bir özürü var. Ama yok! Senin mantalitene göre o numara yapıyor, ilgi çekmeye çalışıyor, arkasından atıp tutuyorsun sonra da günahını aldık be demeyi biliyorsun. Senin gibi ipneler olduğu sürece bu toplum bu güzel yurdum vatanındaki 8 milyondan fazla özürlüyü daha çok unutur.
Şeref yoksunu bu abilerin yüzüne baktım inene kadar ikisinin de hem de. Yumruklarımı sıktım, birşey söylemek istedim. Allah sabır verdi söylemedim. Ulan hala aklıma geldikçe deli oluyorum. Allah sizi ıslah etsin, Allah sizi bildiği gibi yapsın… Ne diyim ulan…
Yorum Yok