Mart, 2008 Arşivleri
670 Maceraları volx: Yumurta Savaşları!
Efendim uzun süredir 670 maceralarımıza dair birşey yazmıyordum. Nihayetinde yazmam gerektiğini hatta bunun bir gereklilik olduğunu anladım. Çünkü dün gece yaşadığım olay beni yazmaya zorlar nitelikteydi.
Gece geç saatlere kadar arkadaşlarla birlikteydim. Bir arkadaşımızın doğum günü münasebetiyle Alsancak civarında bir güzel eğlendik. Daha sonra onları eve bırakmak üzere Balçova yollarını tuttuk. Arkadaşları bıraktıktan sonra ben yol aldım. Saat sanıyorum gece 11′i geçmişti. Okulumun karşısından 670 vasıtasına bindim. Geceyarısı olması münasebetiyle tenha ama bir o kadar asil 670 aracı hareket etmeye başladı.
Yolculuk gayet sakin ve güzel gidiyordu. Ta ki Bozyaka SSK hastanesinin oraya gelene kadar. Ne olup bittiğini anlamadan bir anda oturduğum tarafın karşı camına bir yumurta atıldı! Millet bir korktu bir irkildi ki sormayın. Hemen bir bağırış çağırış oldu otobüste. Sonra sonra anladık ki otobüsün camına yapışıp kalan sarı şey aslında bir yumurta. Muzip bazı arkadaşlarımız sanıyorum geceleri otobüs yolu gözleyip bu tarz dangalakça eylemlerde buluyorlar. (Eshot’u mu protesto ediyorlar nedir)
Yalnız olay anından hemen sonra milletin tepkileri çok güzeldi. “Lan olum molotof kokteyli sandım ben yaw” diyor biri bir başka bayan ise “Ay ödüm yarılıyordu resmen” diyerek feryat figan ediyor. Garibim otobüs şöförü de bizlere soruyor ne olup bittiğini bir yandan da yola devam ediyor. Abiyi tebrik ettim. Demek ki molotof kokteyli atsalar hiç durmadan yola devam edecek. Görev adamı dediğin böyle olur işte.
Bana ne mi oldu, hiç umursamadım bile. 670 vasıtasında o kadar şey yaşadım ki sanıyorum beni en son şaşırtacak şey otobüse Aziz Yıldırım’ın binmesi olur…
Bir başka macerada görüşmek üzere Türkiye’m…
Yorum YokŞefkat Çağrısı Mim ve Destek
Efendim Bunalim.net‘ten Adem bir iki gün önce bana bir pas atmış. Ben daha yeni gördüm açıkçası. Hemen yazmaya koyuldum. Bu pasımızda bir nevi destek bir nevi mim dalgası şeklinde giderek açlıktan ölen ve ölmek üzere olan çocuklara yardım edeceğiz. Yapacağımız olay ise aşağıda yer alan yazıyı bloglarımızda göstermek ve duyurmak.
Unicef & MSN Yardım Kampanyası
Tabağınızdaki yemeği çöpe atmadan lütfen açlıktan ölen insanları düşünün! Afrika`da açlıktan çocuklar ölmekte, Unicef`in MSN ile yaptığı anlaşma sonucu, ölen ve geriye kalan çocuklar için yardım kampanyası başlatılmıştır. Bu yazıyı ne kadar çok kişiye gönderirseniz, bu anlaşma gereği 5 EURO, Unicef`inhesabına geçecektir. Afrika ve tsunami çocuklarımıza. ‘Şefkat Çağrısı’ kampanyamıza katılın lütfen. Lütfen ölmekte olan çocukları yaşatalım. Her 3 saniyede 1 çocuğun açlıktan öldüğünü unulmayalım.
Adem kardeşimin pasını değerlendirmiş olmakla birlikte bende pas haklarımı Deniz Akın ve Kaan‘dan yana kullanıyorum. İnşallah görüp okurlar ve değerlendirirler.
2 YorumHasta Olmak ve Hastalık Psikolojisi
Bu aralar feci şekilde hastayım. Bahar mı çarptı nedir bilmiyorum ama güzelce bir hasta olmuş vaziyetteyim. Burnum akıyor, boğazım ağrıyor, birşey yerken içerken acı çekiyorum. Birde felaket baş ağrısı var. Tüm bunların ışığında insan hasta olunca psikolojisi de alt üst oluyor bunu farkettim.
Nedense hastayken herşey ayağınıza gelsin istiyorsunuz. Nedense arkadaşlarınızın veya sevdiklerinizin söylediği tüm sözler size batıyor. Bünyeye hastalığın yanında bir alınganlık bir hassasiyetlik çöküyor. Akabinde içinizden birşey yapmak gelmiyor. Sadece yatıp miskin miskin televizyon seyretmek istiyorsunuz.
Bende yaşanan gelişmeler böyle en azından. Hoş diğer hasta olduğum durumları da bilirim. Bundan ne fazla ne eksik. Sanıyorum bana özel birşey ama tanıdığım birçok kişide de benzer durumlar söz konusu. Demek ki hasta olmak insanı hem sağlık yönünden hem de sosyal yönden yetersiz kılıyor. Zaten Dünya Sağlık Örgütünün “Sağlık” tanımı;
Kişinin bedensel, sosyal ve ruhsal bakımdan tam bir iyilik hali
olarak geçiyor. Demek ki hastalık ve bu hastalığın ne olursa olsun vücutta bıraktığı arazın sadece biyolojik olarak değil ruhsal ve sosyal olarakta incelenmesi gerekiyor. Belki de bu yüzden “hastalık hastası” insanlar vardır. Hasta olmak onların kimyasını değiştiriyor ve bambaşka biri yapıyor. Bu sayede yeni hastalıklar üretmek ve yeni hastalıklara yakalanmış gibi görünmek onları aslında içten içe rahatlatıyor. Tıpkı insan kimyasını bozan bir başka hastalık olan Aşk gibi.
Off abi hastayımdan girmişiz konuyu aşk ile noktalamışız ya. Aştım ben bu olayı aştım… (Bi geçmiş olsun der insan ya)
3 Yorumİçimden Yazmak Gelmiyor be Günlük!
Vallahi ne yalan söyleyim içimden yazmak gelmiyor. Yolda, otobüste, okulda sağda solda aklıma hep yazacağım birşeyler geliyor ama bunları yolda unutuyorum. Sonradan aklıma gelince de “amaaan boşver sonra yazarsın” deyip erteliyorum. Sonra zaten yazacak konu kalmıyor. Sanırım tükendim ben günlük. Evet git gide halim daha da kötüye gidiyor. Bu aralar zaten hastayım. Harap ve bitap durumda olmamın vermiş olduğu ruhsal eziklik sayesinde içimden birşey yapmakta gelmiyor. Trance müzikte olmasa ne yaparmışım çok merak ediyorum.
Hiç olmazsa kendi başıma kaldığım zaman takıyorum kulağıma kulaklığımı ya da mp3 çalarım yanımdaysa açıyorum son ses kendime geliyorum. Şimdi de Deadmau5 - Anguru çalıyor. Ne de güzel yapmış abim yaw… Oyyy hastayım ben hasta…
1 YorumBize Sormadan V Kayışı Almayın!
Bize sormadan bilmem ne almayın diye yazar bazı firmalar. Sattıkları ürünün en kalitelisini en iyisini her zaman kendileri sattıklarını iddia ederler. Hatta o kadar iddialılardır ki “Bize sormadan V kayışı almayın” diye yazarlar. (V kayışını tamamen salladım, aklıma ilk o geldi, biliyorum ki öyle birşey var, hatta burda açıklamış bi de abiler)
Bunun üzerine bende düşünüyorum ister istemez şimdi ben gidip V kayışı almadan önce bir sorsam mı acaba adamlara diye? Sonra “ulan eşşoğlueşşek almışsın işte kayışı bize sormadan, dangalak” demezler mi? Derler tabi, bu durumda ne yapıyoruz önce abilere gidip diyoruz ki; abi ben şimdi V kayışı almaya gidiyorum, gitmeden size bir uğrayıp sorayım dedim kayışı. Belki adamlar iyi birşey söyleyip beni yolumdan alıkoyabililer. Ne bileyim “kardeşim boşuna gezip yorulma, kendine yazık etme, bak bizde daha iyisi daha ucuz fiyata” falan gibi cümleler olabilir. Belki ben de onların bu lafına inanıp yürümeden dolaşmadan gider ordan alırım kayışı. Acayip işte.
Kayış koptu benim kusura bakmayın…
1 Yorum