Abi jiletiniz var mı?

Bir bakkal dükkanı, alışılmışın dışında bir yöne kayan sohbet…

    Merhaba abi, jiletiniz var mı?
    Var kardeşim, permaşarp mı yoksa permatik mi istiyon?
    Abi en iyi hangisi kesiyo?
    Vallahi hepsi de iyi sen makinayla traş olacaksan permaşarp vereyim sana ben?
    Yok abi traş olmuycam ben…
    Hee başka traş yani anladım, banyo içinde iyidir.
    Abi ben kendimi traş etmiycem, doğruycam abi
    Nasıııııı?
    Kendimi doğruycam abi…
    Kardeşim git başımdan ya manyak mısın nesin… Sebebim olma akşam akşam
    Abi lütfen bu jilete ihtiyacım var, o zaman sen bana iyi kesen bi tane ver ben ona da razıyım.
    Töbe yarabbim ya töbe töbeeeeee….
    Abi Allah’ı karıştırmayalım bu işe. Laik bi ülkede yaşıyoz biz, traş işleriyle din işlerini birbirine karıştırmayalım.
    Kardeşim bi de başıma siyasetçi mi kesildin sen be? Psikopat mısın nesin?
    Yok abi değilim, daha doğrusu öyleydim ama tedavi oldum 6 yıl aralıksız, şimdi iyi hissediyorum kendimi.
    Anam deli ya bu Allahım yaaaa!!!!
    Yok abi vallahi deli değilim, ayrıca bu tür rahatsızlığı olan insanların “deli” diye nitelendirilmesinden hiç hoşlanmam ben abi.
    Tamam kardeşim ben sana jiletini vereyim sen git o zaman.
    Peki abi bak bu güzel oldu.
    Buyur permaşarp veriyom sana ben bide yanında permatik veriyom, hediyesidir. İyi kesersin kendini.
    Teşekkür ederim abi. Kaç para?
    Aman allahaşkına o kadar hukukumuz var paranın lafı mı olur, sen al bunu siktirgit!
    Tamam abi siktir çektin ama yine de seni seviyorum ben.
    Bende seni seviyorum kardeşim, Allah aşkına git müşteri falan gelicek şimdi rezil olmayalım millete.
    Tamam abi kaçtım ben kendine iyi bak.
    Hayde selametle… Allahım ya tüm deliler de beni buluyo beeeee!

Psikopat kahramanımız, jiletini alıp mutlu mesut yolda açar. Jileti açtığını farkeden kalabalık ondan kaçmaya başlar. Birkaç esnaf polis çağırmaya bile niyetlenir. Az ileride jiletiyle harika bir gönül ilişkisi yaşamaya başlayan kahramanımız jiletini açtığı gibi sağ kolunun üzerine bir darbe indirir. Ancak öyle böyle değil. Dirsek ekleminin hemen altına attığı jilet darbesi ile kolları kan içinde kalır. Jilet hala elinde durmaktadır. Jileti bu seferde giysilerinin olduğuna aldırış etmeden göğsünün üzerinden geçirir. Hem göğsü hem de kolu kan içinde kalan manyak arkadaşımız bir anda yere doğru eğilir. Herkes onun bayılacağını düşünür. Ancak bu güzide arkadaşımız yere usulca eğilip akan kanlarını içmeye başlar! Bunu gören kalabalık hayretler içinde kahramanımıza doğru koşturmaya başlar. Derken bunu farkeden manyak arkadaşımız bir anda ayağa dikilir ve sağlam elinde duran jilete aldırış etmeden ağzını siler. Ağzını kestiğinin de farkında değildir tabi. Sonra kollarını iki yana düşürür. Kalabalık artık müdahale etmek bir yana yaklaşmaya bile cesaret edemez. Kahramanımız boş bakışlar takınarak etrafına bakmaya başlar. Bakışları kimilerinin içine işler, çünkü heryeri kanla dolu bu adamın bakışlarında bir fark vardır. Sanki hiçbiryeri kanamıyormuş gibi boş boş bakmaya başlar kalabalığa.

Devamı Nasıl Acaba? ▼



1 Yorum Yapılmış

  1. Mahmut 6 Ağustos 2007 8:44 am

    valla tuylerim urperdi,guzel bi hikaye cok begendim!…

Bu yazı için yorum yapın

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image