'Edebiyat' Kategorisindeki Arşivler

12. İzmir Kitap Fuarı’ndaydım

Evet bu güzel Cumartesi gününü arkadaşlarımızla 12. İzmir Kitap Fuarı’na giderek geçirdik. Gerçekten kitap fuarları benim için çok özel. Kitapların içine gömülmek ve yeni çıkan kitapları görebilmek. Bazen de tanıdığımız yazarlarla vakit geçirmek hoşuma gidiyor. Bu fuarda güzeldi, katılım bayağı bir fazlaydı. Geçen hafta gidebilmeyi çok isterdim. Leman dergisinin yazarları gelmişti ama yetişemedik. Olsun Fuar’da bulunmak bile güzeldi benim için. Keşke biraz param olsaydı. Birkaç tane istediğim kitap vardı onları alabilirdim ama olsun bir daha ki fuara daha hazırlıklı gideceğim. (İnşallah)

Yorum Yok

Bir Garip Seyr-ü Sefer

Bir garip seyr-ü sefer değil mi şu yaşadıklarım, yazılmışları çizilmişleri yaşamıyor muyum körü körüne… Taştığı yere kadar gitsin diye düşlerim kendimi dolduruyorum güneşsiz günlerin kadehine. Ve bir Hülya görüyorum düşlerimin ta derininde benden uzak, benden çok uzak. Yakalıyorum ama en kötü anlarımda hayalini bir dudağından. Öpmeye bile kıyamıyorum ki yazık ulan yazık, insan utanır kendinden. Vuslatı başka bahara bırak dön kendine o zaman. O zaman kul gibi olursun yakarırsın Allah’a. Bilir mi peki sevgili, yok bilmez, Leyla da bilmedi O’da bilemedi. Bileni bulmak değil hacetimiz, bilinmeyeni göstermek vesselam. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerdeyim ben hala, konuşsam bir türlü konuşmasam bir türlü. Hadi be Sevgili devran senin sür keyfini…

3 Yorum

Bir kitap yazıyorum aslında yazamıyorum…

İzmir’e geldiğim 2005 yılı Eylül ayından bu yana bir kitap üzerinde çalışıyorum, daha doğrusu küçük bir hikaye olarak başlayıp daha sonra devamını bir kitap halinde getirmeye karar verdiğim bir proje bu. Konu itibariyle iki gencin hayatı anlatılıyor, ancak bu gençlerin ikisininde garip öyküleri ve yetenekleri var. Biraz dini temele dayalı ve İslam ahlakına ters düşmeyecek şekilde dini öğeler barındıran bişey çıkıyor ortaya. Aslında gençlerimizin din ile ilgili olmayan ama bunu din (İslam felsefesi ve yaşantısı) bağlamında değerlendirdikleri hikayeleri var. Hikayemi sürekli okuyor ve değişik alanlardan yeniden yazıyorum, döndürüp duruyorum bir bakıma. Hatta bu sene okulun ilk dönemi elimde defter sürekli yazı yazıyordum okulda aklıma geldikçe. Sınıf arkadaşlarım ha bire “abi ne yazıyorsun?, Volkan o ne?” diye soruyorlardı. Bende söylüyordum kitap yazıyorum diye. Karşımdaki kişinin bakışları değişiyordu hemen ama benim açımdan o kadar ahım şahım bir olay değil bu. Kafamda bu projeyi yayınlama yada çarşaf çarşaf basma gibi bir fikir yok. Sadece kafamdakileri tamamlamaya çalışıyorum. Bu aralar da çok takılıyorum kitap hakkında. Bazı yerlerde çelişkiye düşüyorum, bazı yerlerde beğenmeyip koca bir bölümü silip atıyorum. Kurgusunu daha önceden yaptığım birşeyin sonunu getirememek bana dert oluyor anlayacağınız. Şunu da anlamış bulunmaktayım ki o kitap yazanların o serilerce kitabı ortaya çıkaranların kesinlikle elleri öpülmeli, saygı duyulmalı. Kitaba ve yazarına bilhassa. Konu ile ilgili ilerleyen günlerde gelişmeleri bildireceğim, hatta buradan bazı bölümlerini yayınlayabilirim. Saygılar, en güzel günler sizin olsun…

Yorum Yok

Bir garip hikaye (Adbullah ve Kaportacı)

- Aloo alo Abdullahla görüşcektim ben
- Burda Abdullah diye biri yok siz nereyi aramıştınız?
- Benim nereyi aradığım önemli mi dostum, benim tek gayem Abdullahla görüşmek.
- O zaman büyük ihtimalle yanlış bir numara çevirdiniz, çünkü burda gerçekten Abdullah yok.
- Hayır numarayı kesinlikle doğru çevirdim, Abdullahın orda olması gerekiyo.
- Yahu kardeşim bak burası bir işyeri ve burda Abdullah diye biri yok, Mehmet var Hasan Usta var ama Abdullah yoook!
- Ya demek öyle ha demek Mehmet var Hasan Usta var Zekai var ama Abdullah yok.
- A a sen burda Zekai olduğunu nerden biliyon ya?!
- Ne biliyim la attım tuttu işte hem Zekai kim ya? Devamını Oku…

3 Yorum

« Önceki Sayfa