'Kişisel' Kategorisindeki Arşivi Görüntülüyorsunuz...

Çılgın Fizyoterapistler İş Başında!

Kişisel, Sağlık | |
15 Haziran 2008 | Bu gönderi webthese tarafından yazılmıştır.

14 Haziran günü 2000′e yakın fizyoterapist Ankara’daydı!

Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin düzenlediği eylemde bizler Fizyoterapistler olarak 43 yıldır çıkarılmayan meslek yasamızı istedik. Hocalarımız konuşmalarıyla bizi isteklendirdi. Dernek Başkanımız Prof. Dr. Yavuz Yakut’un basın bildirisinde can alıcı cümleler duyduk ve irkildik. Bunca zamandır Türkiye’de temeli olan alanında profesörler, doçentler yetiştiren, mezunlarına Fizyoterapist diploması veren bir sistem ancak bunu yasayla desteklemiyor.

Bu boşluktan yararlanmaya çalışan bazı akıllılar da “biz de yaparız bu işi diyorlar”. Halbuki benim 5 yıl dirsek çürütmem onlar için birşey ifade etmiyor. Benim görmüş olduğum Hareket Bilimi’nin yarısının yarısını görseler ordan arkalarına bakmadan kaçarlar, kaldı ki Anatomi, Fizyoloji, (ayrıca Nöroanatomi ve Nörofizyoloji) Kardiyopulmoner Rehabilitasyon, Değerlendirme ve Analiz, Elektroterapi, Manipulasyon-Mobilizasyon gibi en baba eğitimleri saymıyorum bile.

Kanunuolmayanmeslek.com’da da belirttik. Bu yasal boşluk sürdükçe ne bizler ne de Türkiye kazanacak… Unutmayalım ki her sağlam insan potansiyel bir özürlü adayıdır. Birgün mutlaka yolunuz biz Fizyoterapistlerle kesişebilir. Bu su götürmez bir gerçek.

Hal böyleyken, birçok hastalığın etkin tedavisini yapan, onları hayata yeniden döndüren, bir parmağını hareket ettirdiğinde bile o fizyoterapiste etmedik dualar bırakmayan halkım bizim haklı mücadelemizi görecek ve hak verecektir.

Bu uğurda yaptığımız ilk bilinçli etkinlik buydu… Gerisi elbette gelecektir. Biz “ÇILGIN FİZYOTERAPİSTLER” daha çok şeyler yapacağız…

(Dipnot: Haber bültenlerinin bazılarında haberlerimiz çıkmış, ben o gece kafile ile yolda olduğumdan seyredemedim ama sağolsun seyreden arkadaşlar var. Sonradan bende seyrettim, ses getirici bir eylem oldu…)

EURO2008′e Merhaba, Haydi Milli Takım Sahaya!

Kişisel, Spor | |
7 Haziran 2008 | Bu gönderi webthese tarafından yazılmıştır.

Of başlık süper oturdu ya… :) İşin şakası bir yana bunca stres ve stres etkeninin yanında adam gibi futbol izleyebileceğimiz bir organizasyon olması benim şansım olsa gerek. Hele ki Milli Takım’ımın da yer aldığı bir müsabakalar zinciri olması daha da iyi. Bu akşam Portekiz ile başlıyoruz. Bakalım neler olacak. Ben sonuçtan ümitliyim. Galibiyet için sahaya çıkacağımız kesin ancak ben Milli Takım’ın en azından bir beraberlik alacağını, alabileceğini ümit ediyorum.

Hazır konu Milli Takım’dan açılmışken bir noktaya da değinmek istiyorum. Tüm takım sponsorları hem Milli Takım’a destek vermek hem de kendi reklamlarını yapmak adına onlarca reklam yayınladılar. Bunlar gerçekten çok güzel. Ancak sağda solda heryerde bu reklamlar var ve bu insanı bir beklenti içine sokuyor. Size de aynısı olmuyor mu? Ben bu kadar reklamı yapılan bu kadar birşeye odaklandırılan bir Milli Takım görmedim. Yahu adamlar oraya çıkacak yüreğini ortaya koyacak elinden geleni yapacak. Her türlü sonuca hazırlıklı olmalısın değil mi? Sonuçta bu futbol mereti ne zaman neyin belli olacağını gösterir türden bir atraksiyon değil. Bazen en olmadık anlarda o top kaleye girer tüm Türkiye sokağa dökülür. Bazen de yine aynı top olmadık zamanda bizim kalemize gider o zaman “Vay efendim bu Milli Takım olamaz, böyle futbol mu olur yahu” gibi söylemlere başvururuz.

Bana kalırsa turnuva öncesinde Milli Takım’a yüksek miktarda “gaz” verildi. İnşallah ordan takımımız bu gazlarla değil kendi bileğiyle, kendi yüreğiyle oynayarak en iyi sonuçları alacak ve öyle dönecek. Ben inanıyorum… Haydi kalın sağlıcakla…

Finaller, Stres ve Gelecek

Kişisel, Sinir | |
2 Haziran 2008 | Bu gönderi webthese tarafından yazılmıştır.

Her senenin sonunda böyle oluyorum. Artık bıktım bu döngülerden. Her dönemin sonunda yaşadığım Final işkencesi benim için nedense diğer öğrencilere nazaran “daha anlamlı” oluyor. Ders bırakmayacaksın, iyi bir notla dersini geçeceksin ki okuluna devam edebilesin. Sonuçta ders bırakma lüksün yok! Allah bana bu dönemi de atlatma kudreti verirse seneye keyfi olarak 2-3 tane ders bırakacağım! Her dönem aynı sıkıntı aynı gelecek kaygısı.

Ne olacak, ne yapacağım, acaba başarabilir miyim? Sevenlerimizin duası niyazı olmasa sanıyorum hiçbirşey yapacağım yok. Allah’tan onlar var. Ayın 13′üne kadar sıkı bir çalışma içindeyim, yazmayı aksatırsam veya 14′ü birşey yazmazsam anlayın ki birşeyler ters gidiyor. :)

Türk Sanat Müziği Koromuz Çarşamba Etkinliğindeydi!

Kişisel, Müzik | |
28 Mayıs 2008 | Bu gönderi webthese tarafından yazılmıştır.

Efendim bunca zaman neden güncemde bu konudan bahsetmemişim bilmiyorum. Ancak kısaca size Türk Sanat Müziği koromuz ve yaptığımız güzel çalışmalardan bahsedeceğim.

Bundan iki ay kadar önce okulumuz 4. sınıflarından duyuru yapıldı. Türk Sanat Müziği korosuna katılmak isteyen varsa katılabilecekleri söylendi. Gerçekten bu duyuruya okulda kayıtsız kalmayan öğrenciler tarafından bir koro oluşturuldu. Sadece Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu değil aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri de bizimle birlikteydi. Yaklaşık 15 kişilik bir koromuz vardı ve koroda bir enstrumanı layıkıyla çalan kişiler de bulunuyordu.

Koromuz oluştuktan sonra her hafta çalışma yaptık. Çarşamba akşamları okulda veya Tıp Fakültesinde bir araya gelir repertuardaki şarkıları söylerdik. Gerçekten her çalışmamız çok keyifli ve eğlenceli geçiyordu.

Derken günler geçti ve etkinliğimizin yapılacağı tarih belirlendi: 28 Mayıs. Bilmeyenler için söyleyeyim Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Derslikler binası Konferans salonunda çarşamba günleri hep “Çarşamba Etkinlikleri” olur. Konferans, sunum, seminer, eğlence programları gibi etkinlikler düzenlenir. Biz de bunlardan birini yapma şerefine eriştik.

Sağolsun okulumuz Dokuz Eylül Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu ve Tıp Fakültesi öğrencileri ve hocalarımız etkinliğimize kayıtsız kalmadılar. Koromuz son bir hafta içinde çalışmalarını tamamladı ve son çalışmayı da etkinlikten bir iki gün önce yaptık.

Bugün de 12:30′da etkinliğimiz başladı. Türk Sanat Müziği’nin temel eserlerinden birçoğu okundu. Safalar Getirdiniz, Veda Busesi, Yangın Olur, Bu Akşam Gün Batarken Gel, Elbet Birgün Buluşacağız gibi kült eserler koromuz tarafından seslendirildi. Tabi koromuz içinde solo söyleyenlerde vardı. Ben de “Duydum ki Unutmuşsun Gözlerimin Rengini” isimli eseri solo söyledim ve sanıyorum iyi de söyledim ki tüm arkadaşlarım ve tanıdıklarım iyi söylediğimi dile getirdiler.

Çok eğlenceli ve güzel bir etkinlikti. Türk Sanat Müziği’ne gönül veren insanların bir araya geldiği ve hem duygulandıran hem de insanı coşturan nağmelerin 1 saat boyunca Dokuz Eylül’e yayıldığı mükemmel bir etkinlik oldu. Katılan ve bize inanan herkese çok ama çok teşekkürler…

Cenab-ı Allah Kullarını Sever

Derin, Kişisel | |
22 Mayıs 2008 | Bu gönderi webthese tarafından yazılmıştır.

Evet başlığa bakıpta yazımın çok dini içerikli olacağını falan düşünüyor olabilirsiniz ancak öyle olmayacak. Bu başlığı atmak içimden geldi ve yazacağım şeyleri şu anda ben bile kestiremiyorum.

Amma velakin bugün bir arkadaşımla konuşurken çok acayip şeyler aklıma geldi. Hayat kavramı, neden hayatta olduğumuz, hangi amaç uğruna yaşadığımız gibi bazı temel şeyleri sorgulamaya başladık. Konuyu ben açmadım, zaten açılmış olan bir konunun üzerine ben dahil oldum, olduruldum. Fakat bu konu ve konular benim bazı şeyleri düşünmeme neden oldu.

Hayatta her zaman istediğim şeyleri elde ettim. Bunu kimi zaman kendi başıma başardığımı düşünsem de her zaman birilerinin dolaylı ya da dolaysız yardımı oldu. Dolaylı yardımlar neyse de bazı işleri kendi başıma yaptığımı falan düşünmeye başlamıştım cahil zamanlarımda. Ancak öyle olmadığını anladım zamanla.

Sonuçta her zaman seni yönlendiren, hayatına yön veren bir ilahi kudret var. Bunu kesinlikel inkar etmiyorum. Dedim ya hayatta hep istediğim şeyleri aldım diye. Bunların hepsini Allah Teala sayesinde kazandım. Bu yüzden bazen insanoğlunun şu kendini yüceltmişliğine inanamıyorum. Biz ki bir toz zerresini bile kendi irademizle yaratamıyorken Allah (C.C) bizlere neler neler bahşetmiş, bu evreni bu kainatı bizim emrimize sunmuş. Bu ne kudret bu ne ihtişam Ya Rabbi! Gazabından rahmetine sığınırım.

En sonunda şunu düşünmeye başladım; hayatımda öyle anlar oldu ki kimi yerde artık yolun sonu burası tamam dedim, bittiğim noktaya geldiğimi düşündüm ama hep bir yerde bir zamanda bir olay oldu ve ben kendimi o sondan çıkmış buldum. Bunu ancak bir ilahi kudret gerçekleştirebilir diye içimden geçirdim.

25 yaşında hayatının daha baharında üstelik çocuk sayılabilecek bu biçare bunları düşünmeyi akıl edebiliyorsa o zaman ben Allah’ın sevgili kullarından biri miyim acaba? Yok yok öyle bir mertebeye kendimi layık göremem ama burdan şu sonucu çıkarırım: Cenab-ı Allah kullarını sever! Evet gerçekten öyledir, o bizlerin üzülmesine bir durum yüzünden acı çekmesine dayanamaz ve dilersek O lütufta bulunur.

Kaldı ki bu da Dua’nın gücüdür. Dua ile niyaz ile olur. Kimi biçare zamanlarımda yaşlı gözlerle yalvarıp Allah’a istemişimdir bir tatlı düşü… Allah biliyor ya hepsi olmuştur zamanıyla. Daha öncesinde dua ile ilgili yazdığım bir yazı vardı o geldi birden aklıma. Sanıyorum yine aynı şeyleri düşünüyorum. Bu düşüncemden de vazgeçmeyeceğim gibi.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »