'Sinema' Kategorisindeki Arşivler
Stephen King - 1408
Bugün (daha doğrusu bu gece) 1408 isimli filmi seyrettim. Film Stephen King’in kısa bir öyküsünden alıntılanmış. Kitabı olsaydı duyardım demiştim ancak film hakkında biraz araştırma yaptığımda filmin yazarın kısa öykülerinden biri kullanılarak çekildiğini anladım. Velhasılı kelam filme gelirsek aslında Stephen King’in “yaşayan mekan fenomenleri”ne alışkınım ancak burada daha güzel ve daha detaylı biçimde olay kurgulanmış. Bir otelin 1408 nolu odasına giren kişilerin kendilerini öldürdüğü ve odada kısa süre içinde hayatlarını kaybettikleri biliniyor. Bu duruma aldırış etmeyen yazar dostumuz Mike Enslin otelin o odasını kiralamak için Samuel L. Jackson’un oynadığı Bay Olin karakteriyle bayağı bir uğraşıyor. Sonunda otel odasında kalmak için yönetimi ikna ediyor ve odaya girdikten sonra herşey başlıyor.
Ancak şunu belirtmek isterim ki (nacizane bir Stephen King hayranı olarak) film bana kalırsa vasatın altında. Çünkü bu tarz yaşayan mekan durumlarında ben her zaman Stephen King’in Rose Red Konağı isimli filmini temel alırım. Bu filmdeki gibi fenomenin başlangıcına ya da bitişine dair bir bilgi verilmiyor. Belki devam filmi çekilebileceği içindir. Tıpkı Rose Red Konağında olduğu gibi mekanın doğuşu, nasıl ortaya çıktığı, neden bu şekilde davrandığı anlatılabilir. Samuel L. Jackson’un oynadığı Bay Olin karakterine biraz daha atıf yapılabilirdi. Birçok yönü es geçilmesine rağmen yine söylüyorum, kurgu olarak muhteşem bir filmdi. Olayların akışı ve sonrasında ne olacağını kestirememek izleyiciye oldukça keyif veriyor. Ne diyelim Stephen King arşivimize bu güzel filmi de kattık, inşallah başka bir filminde yine buluşuruz.
Yorum YokTakva filmini izledim…
Bu akşam evde Takva filmini izledim. Ne zamandır seyretmeyi istediğim bir filmdi Takva ve Araf. (Araf’ı daha seyredemedim ama kısa zamanda seyredeceğim inşallah) Filmin biraz eleştirisini yapmak gerekirse Zikir sahnelerini hiç beğenmedim. Biraz zikir ayini seyretmiş olsalardı atlamayacakları birçok noktaya değinirler ve daha gerçekçi çekebilirlerdi. Özellikle Erkan Can filmi tek başına götürmüş diyebilirim. Sonuçta Güven Kıraç’ta çok kaliteli ve iyi bir oyuncu ama filmde fazla rolü yoktu ve biraz daha sönük kaldı. Erkan Can’ın oynadığı Muharrem karakterinin psikolojik değişim aşamaları çok iyi verilimiş bana kalırsa, geçişlerde biraz bocalama olsa da sonuçta size o insanın değiştiği imajını veriyor. Bunun dışında filmin çekildiği yerler benim yıllarca oynadığım, büyüdüğüm yerler. Yani Fatih ilçesi güzel İstanbul’umuzun. Bir anda çocukluğuma döndüm, 3 yıl boyunca Çarşamba semtinde kaldık. Daha sonra değişik yerlerinde oturduk Fatih’in ve hala orda oturuyoruz. Filmde gördüğüm birçok yer orjinal haliyle çekime alınmış, hiçbir değişiklik yapılmamış bu çok hoşuma gitti. Sadelik ve orjinallik korunmuş, birçok filmde sırf filmin yapısına uysun diye güzelim yerleri değiştiriyorlar ama bu sefer öyle olmamış. Film hakkında son olarak şunları söyleyebilirim ki, Dabbe ve Beyza’nın Kadınları gibi filmlerde olduğu gibi İslami öğeleri daha fazla ön planda görüyoruz. Bu sonuçta filmin senaryosuna da bağlı. Ancak gerçek temellere dayandırılmak isteniyorsa bir film kesinlikle İslami objeler kullanılmalı, kaldı ki Hristiyanlar bunu çoğu kez yapıyorlar. Kuran’ı Kerim bu filmde çok az dinletiliyor ama olsun. Sonuç itibariyle çok kaliteli bir film izlediğimi düşünüyorum. Son zamanlarda izlediğim en iyi Türk yapımı filmlerden birisi. Tüm emeği geçenlere saygılarımı sevgilerimi sunuyorum.
7 Yorum