'Sinir' Kategorisindeki Arşivler
Sinir Olmamak Elde Değil!
Resmen sinir oldum, dün gece vektörel çizilmiş bir bulut resmine ihtiyacım oldu. Adam akıllı birşey bulamadım internette. Tasarım konusu olsa, Photoshop olsa hemen kendi işimi kendim yapar bulutsa bulut evse ev ne olursa çizerdim. Ama akıl bu ya koydum kafaya bir kere illaki vektörel olacak.
Kendime bu andan itibaren kızmaya başladım. Vakti zamanında başladığım Freehand olayını neden askıya aldım diye. Hadi onu geçtim, kardeşim bilgisayarına InkSpace gibi bişey kurdun demi sen geçen sene. Onu niye kaldırdın? Vektörel çizimlerde yerle yeksan durumdayım bunu biliyorum. Amacım baskı ile uğraşmak değil zaten ama en azından web’de kullanabileceğim kadar, kendime yetecek kadar vektörel bilmem şart! Kısa zamanda Adobe Illustrator kurucam bilgisayara. Böyle olmayacak yoksa, hep piksel tabanlı çizimler yapacak değilim ya ben de tasarımcıyım diye geçiniyorum ama vektörel bilmiyorum.
Kendi bulutumu kendim yaptım bende. Hem de Photoshop’ta… Amma velakin hala sinirim geçmedi. Beyhude günlerin geçiyor ey biçare, kalk ilim irfan öğren, etrafına bak. Resmet dünyayı kendince…
Yorum Yokİyi bir Blogger olmanın yolları
İyi bir Blogger olmak için neler yapmak gerekli, neleri yaparsak blogumuz daha çok hit alır, Alexa’da, Technorati’de yükseliriz? Bakalım nelermiş?
- Yazılarınızı uzun uzadıya yazmak yerine Yuutup gibi sitelerden bulduğunuz abidik gubidik videoları yayınlayın, hitiniz kuvvetle muhtemel artacaktır. Aman ha özgün içerik kullanmayın!
- Blogunuzda daha önce yazılmış olan yazıları yazın, ama yazıyı yeniden derlemeyin, copy&paste yapın gitsin! Heee daha önce yazılmış emeğe saygı falan boşverin yaaa!
- Günde bir iki tane fıkra falan yayınlayın, kesinlikle ziyaretçiniz artar, fıkra blogunuza hayat verir!
- Elinizden geldiğince çıplak hatunlar bulup koyun sitenize, resim olur, video olur, ne bulursanız koyun. Google’da çok aratılan ablaları eklerseniz ve bunu gönderinizde belirtirseniz pagerankınız bir anda 9 oluverir. Misal biritney sipiiırs, biyonce, şakira, madona gibi…
- Blogunuzda her zaman bir ya da iki kişiye laf atın, gerekirse laf sokun! Hiç çekinmeyin, blog aleminde trackback denilen bir olay var sonuçta!
- Olur olmadık her yerde blogunuzun adını yazın, hatta linkini yazın, hatta resmini koyun hatta orası sizin yerinizmiş gibi davranıp tüm içeriğinizi orada da yayınlayın. Pagerank neredeyse 10 olmak üzere…
- Blogunuzun bir kopyasını hazırlayın, blogger olur, wordpress.com olur, blogcu.com olur bir yerden bi blog daha alın aynı yazıları bir kez daha yazın.
- Yazılarını ilginç bulduğunuz blogların yazılarını almak için biraz kafanızı kullanın, kendinizi yormayın, bi wp eklentisi kurun yazılar otomatik sizin blogunuzda da yayınlansın. Pagerank 10 oldu bile!
- Amman ha, sakın blogunuzda kız msnleri dağıtmayı unutmayın! Delikanlı gençlerimize yardımcı olun.
- Öyle özgün içerik, makale yazma derdiyle falan uğraşmayın, siz bir konuyu düşünmeyin, daha önce düşünen birinden “esinlenin”… Yormayın kendinizi bee, pagerank olmuş 11!
- Blogunuzun her yerine Adsense, Batsense, Taksense, Koysene gibi reklamlar yerleştirin. Tıklayın tıklattırın, para kazanın paranın dibine vurmaktan çekinmeyin!
- Kendinize iki tane kanka bulun, yazdığınız yazılara; “vaaay kanka süper bu yaaaa, hemen yazıyorum yaaa, bayıldım yaaaa” gibi yorumlar yapsınlar.
- Tüm forum sitelerine üye olun. İmza bölümüne Emeğe saygı yazdıktan sonra hemen blogunuzun linkini yerleştirin. Hatta blogda yazdığınız yazıları oraya da yazın ve “kaynak” belirtin.
- Daha önce kimselerin duymadığı görmediği bir wp veya blogger temasını alıp kullanın, altına da basın copiraytı. Kimse bişey diyemez, Mynet bile yapıyor siz niye yapmayacaksınız ki?
2 YorumOluyo mu öyle?
Adobe Flash serisi programları işim olmadığı zaman kullanmıyorum. Hele ki tasarladığım web sitelerinde her zaman sadelikten ve hızdan yana olduğum için bu tarz uygulamalardan kaçınıyorum. Dün gece bayağı bir web sitesi gezdim. Özellikle firmalara yaptırılmış olan şirket web sitelerine iyice göz attım. Durum gerçekten içler acısı. Sayfanın header alanında kocaman bir flash var altında bir menü ve biraz da yazı var. İç sayfalar ise yine aynı durumda ama birkaç resim ve birkaç fazla paragrafla birlikte. Şimdi dostlar, ben flash bilsem, adamakıllı bilsem bir flash intro yapsam sayfanın tepesine. Her açılışında yüklense o, görsellik adına “en baba” siteyi ben mi yapmış oluyorum? Yada oluyo mu öyle?
Belli ki oluyor, belli ki bu firmalara öyle yada böyle bu siteyi yaptıkları için para veriliyor. Bundan sonra piyasaya oynayacağım bende. Kim takıyor ki W3C’u, kim takıyor Xhtml’i, Css’yi, kim takıyor semantik kodlamayı. Niye kendini paralıyorsun ki web sitesi yapacağım diye. Bir tane hazır script bul, asp veya php farketmez, sonra bunu karman çorman et, iki resim ekle, flashı unutma sonra da al paranı çık gel. Allah’ım birgün bu emeklerimin karşılığını alacak mıyım Ya Rabbim…
Feryad-u Ahım var bu düzene, lakin sözler kifayetsiz kalıyor, bize de eyvallah etmek düşüyor gene.
Kalın Sağlıcakla…
Fenerbahçe, Maç ve Para
Fenerbahçe maçının İzmir‘de olacağı duyulunca bi heyecanlandık Fenerbahçeliler olarak. Malum İzmir’deyiz öğrenciyiz anasını satıyım. Gidelim dedik maça, bilet fiyatları daha açıklanmamıştı. Sonra fiyatları duyduk, dumur olduk, Kale arkası 22 ytl! Tamam olsun Fenerbahçemize feda olsun ulan dedik aldık biletimizi. (Pazar günü Fenerbahçe-Trabzonspor maçındayım inşallah) Neyse bu yetmedi birde dedim ki ulan kırk yılın başı Fenerbahçemin bir maçına gideceğim, bi de forma alayım be dedim. Kendimi Alsancak’taki Fenerium‘a attım. Güzel formalarımız var Allah için ama fiyatları da bir o kadar güzel. 52 ytl olan forma klasik çubuklu formamız. Bunun dışında diğer formalarımızda var. Oyuncu formasını gözüme kestirdim, ön ve arkası değişiyor bu formaların. Tam benlik birşey amma velakin tamı tamına 110 milyon dedi Fenerium’daki hanım kız bana. (Aşkım oldu mu düzelttim burayı, vallaha RTÜK’üm oldun sen benim ya, adam gibi yazı yazamıyoz kardeşim şuraya, onu düzelt bunu çıkar, Allah Allah ya :) Lan noluyo lan, ben öğrenciyim bi dakka! İllaki o formaya sahip olmalıyım dedim, başka yerden abidik gubidik formayı almam dedim. Lisanslı ürün alıp kulübüme bende destek olucam dedim. Tuttum Adidas‘tan bizim lisanslı formalarımızdan aldım. Tek seferde ödediğim için 45 YTL’ye geldi forma. Taksit yapacaktım ama limitim yeterli değilmiş. Hala taksit ödüyorum ondandır. Neyse benim diyeceğim başka şey başka. Yahu ben bir Fenerbahçeli öğrenci olarak hem de bu takıma yürekten canı gönülden destek veren biri olarak biraz daha ucuza bir lisanslı ürün alamaz mıyım? Ve yahutta benim gibi öğrenci kardeşlerime Fenerium ve Fenerbahçemizin lisanslı ürünlerini satan yerlerde biraz daha ayrıcalık tanınamaz mı? Burdan sesleniyorum kulübüme ALLAHAŞKINA ARTIK ÖĞRENCİLERE Bİ GÜZELLİK YAPIN!
Fenerbahçeme herşey feda olsun. Bu ayki tüm paramı Fenerbahçe’ye harcadım. Daha da harcayacağım çünkü daha maça gitmedim. Biraz da orda harcarım bu maç bana 100 YTL’ye patlar. Ne diyeyim ya, sözlerimi annemle aramda geçen bir konuşma ile sonlandırmak istiyorum.
Annem: Oğlum paran var mı, para göndereyim mi?
Ben: Var anne var olmaz mı, bankada 100 YTL var (o anki bakiyem 23 YTL)
Annem: Oğlum doğru söyle bak yoksa yollayım.
Ben: Yok anne yok vallahi var benim param sen bana öbür aya kadar para yollama!
Annem: Paran biterse söyle bak, aç açına gezme oralarda. Kendine mukayet ol, git bi yemek ye
Ben: Anlaşıldı sahip!
Annem: Bana sahip deme eşşoğlueşşek!!!
Harikasın Dokuz Eylül!
Efendim Dokuz Eylül Üniversitesi yine yapacağını yaptı bana. Ben bu sene intibakta okuyorum. Biraz açmam gerekirse daha önce Hacettepe Üniversitesinde iki yıllık bir bölüm bitirdim ve Dikey Geçiş Sınavı ile bölümümün üstü olan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonu Dokuz Eylül’de kazandım. Zaten istediğim bir bölüm ve üniversiteydi buraya kadar birşey yok. Ancak ben bu sene bir ders dahi bırarıksam atılıyorum, evet yanlış okumuyorsunuz bu sene bir tek dersten dahi kalırsam okuldan atılıyorum. Ben bunun bu yıl için geçerli olduğunu düşünüp vira vira ders çalışmaya bile başladım. Ama İkinci sınıfımda da geçerliymiş! Düşünün iki sene boyunca ders bırakmama korkusuyla yaşayacağım ve ilk dönem yaşayıp aslında hiç iyi birşey olmadığını, sadece saçlarıma biraz daha aklar düşürdüğünü söyleyebilirim. Bunun bana yaşattığı stresi hayatımda hiçbir kimse ve hiçbir şey yaşatmamıştı. Bu stresli zamanlara seneye de devam edeceğiz. Hee unutmadan ikinci bir gol, ben bir ve ikinci sınıflarda “intibakta” göründüğü için Yatay Geçiş’te yapamıyorum. Önce hazırlık okuduk, dedik ulan bir sene boyunca iki sınıf dersi alırız sonra 3′ten başlarız, onu da yapmadılar. Tek tek, sene sene okutup çürütüyolar. Bende insanım ya!
7 Yorum