'Spor' Kategorisindeki Arşivler

Can Dündar’ın Fenerbahçe’mize Terbiyesizliği!

Efendim dün yani Cumartesi günü kahvaltı için ekmek almaya çıktığımda bir de Cumhuriyet gazetesi alayım dedim. Baktım ki Cumhuriyet yok ben de elimin altına Milliyet gelince onu aldım. (Yoksa Milliyet okuyan bir insan değilim. Bulursam Cumhuriyet alır ve okurum) Kahvaltı sırasında gazete okumak gibisi yoktur bilirsiniz. Velhasılı gazetemi, ekmeğimi alıp yola koyuldum.

Kahvaltı sırasında ve sonrasında gazeteyi okumaya başladım.  Derken Can Dündar‘ın “Fenerbahçe Cumhuriyet’inde Bir Gece” isimli yazısını gördüm. Can Dündar’ın her zamanki köşesinde değil bu yazı gazetenin 2. sayfasına yazılmıştı. Resim ve taraftar portreleriyle desteklenmiş bu yazı her ne kadar iyi niyetler taşısa da benim hiç ama hiç hoşuma gitmedi!

Sayın Dündar yazısına güzel bir girizgah ile başladıktan sonra iç başlıkta şunu kullanıyor; Şükür Yerine Küfür. Burada bir iki taraftarın stada girmeden önce ve sonrasında yapmış olduğu bir iki küfürü söyleyip enstantaneleri aktarıyor. Hadi buraya kadar tamam ancak bu denli uzun bir yazıda sevgili Can neredeyse yazının yarısını bu küfür olayına ayırıyor.

Chelsea’nın Fenerbahçemiz ile kendi evimizde yapmış olduğu müsabakaya giden ve burada sadece duyduğu bir iki küfürü sayfasına taşıyan Can Dündar bana göre büyük bir yanlış içindedir. Zira maçta yaşanan bu kadar güzel olayı bir yana bırakmış, taraftarımızın bir takım kötü davranışlarını ve polislerle olan küfürleşmesini yazmıştır. Sayın Can Dündar bilmediğiniz birkaç şeyi ben size söyleyeyim;

O statda maç izlememiş bir insan değilim. Hem de çok büyük maçları seyrettim orada üstelik ben bir İstanbulluyum. Fenerbahçemizin maçlarına elimden geldiği kadarıyla gitmeye gayret ederim. Sizin bu gördüğünüz görüntüler ve duyduğunuz sözler sadece Şükrü Saraçoğlu’nda yaşanmıyor. Yarın öbür gün siz bir Beşiktaş veya Galatasaray maçına gidin orada da benzer görüntüleri bulursunuz. Ama yok yazınızda söylediğiniz gibi sizin futbolla pek alakanız yok o yüzden sadece “büyük maçlara” gidebilirsiniz. Bu da haliyle Fenerbahçemizin maçları olur. Ancak neden yazınızın yarısını hala o edilen “küfürlere” ayırdınız bunu anlamak çok güç.

Fenerbahçe Stadında taraftarlar artık küfür etmiyorlar, bu yüzden stadımıza bayan taraftarlarımız, hanımlarımız, kızlarımız dilediği gibi gelebiliyorlar. Takımlarını sahasında yalnız bırakmıyorlar. Sizin o bizlere aşılamaya çalıştığınız manzara bundan 10-15 yıl öncesine ait sayın Dündar! Rakiplerimizle çok değil kısa zaman önce yaptığımız müsabakalara bakarsanız kimlerin sahası kapatılmış kimlere “küfür” yüzünden ceza gelmiş bunu daha iyi anlarsınız sayın Dündar!

Futboldan anlamayan, hayatında doğru düzgün maça gitmemiş birisi olarak bunları yadırgamanız gayet normal. Ancak bunlar saha dışında bakın açıkça söylüyorum saha dışında bir iki taraftarımızın yaptığı ve onlara göre olağan olan şeyler. Ancak hem yönetimimiz hem de tribün liderlerimiz kesinlikle küfre karşılar ve temiz bir stadyum için canlarını dişlerine takıyorlar. Tabi siz kendinize ayrılan ve lüks locada maçı seyrettiğiniz için bunların farkında değilsiniz!

Fenerbahçe ve onun oynadığı muhteşem oyunu yazacağınıza tutup küfür olayından bahsediyorsunuz. Yemin ediyorum aynı gazetenin son sayfalarında alıntı yapılan Yunan Gazetelerinde Fenerbahçe maçının yankılarında sizlerden kat be kat güzel şeyler söylenmiş takımımız için. Siz bunu bile yapamıyorsunuz!

Söylemek istediğim çok şey var ama kendimi tutmak zorundayım. Yoksa kişilik haklarına saldırıdan hakkımda dava açılabilir…

1 Yorum

İtinayla Tarih de Yazılır Bikini de Giydirilir!

Fenerbahçe’m bir kez daha gösterdi tüm dünyaya gücünü. Sevilla evinde kaybetmez dendi, kimileri çıktı “Fenerbahçe turu geçsin bikini giyerim” dedi, kimileri kendini bişey sanıp “Cehennem ne görecekler” dedi birileri de şuursuzca avantajlı bir skorla gitmemize rağmen “Bu turu Fenerbahçe geçemez” dedi…

Daha çok şeyler söyleyenler oldu ama kimse bilmiyordu ki… Bilmedikleri şuydu;

Futbolcusundan yönetimine, malzemecisinden en küçük taraftarına kadar Fenerbahçe’miz bu yola baş koymuştu. Biz inanmıştık. Biz takımımıza güveniyorduk. Biz ne şartta olursa olsun Fenerbahçemizi desteklemeye ona bağlanmaya yemin etmiştik. En kötü günümüzde bile Fenerbahçemize sırt çevirmedik. Hep destek Tam destek sloganıyla var gücümüzle Fenerbahçemize destek olduk. Şimdi onların meyvelerini topluyoruz, şimdi gün bizim günümüz şimdi sevinecek taraf biziz…

Fenerbahçemize bize yaşattığı bu gurur için ne kadar teşekkür etsek azdır. Sadece bize değil 70 milyonluk ülkeye bu sevinci yaşattıkları için onlara minnettarız…

1 Yorum

Ey Fenerbahçeli Bunları Biliyor musun?

Vikipedi’de dolaşırken Portallar bölümünde Fenerbahçemizin sayfasına rastladım. Sağ alanda görmüş olduğum “Bunları Biliyor musunuz” bölümü çok ilgimi çekti ve bir anda okuyuverdim. Her Fenerbahçeli’nin az çok bildiği ancak birçoğu çok eski ama köklü olan bu bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. (Son dönemlerdeki maçlarımıza ve yaşanan “hakem skandalına” hiç değinmediğimi farketmişsinizdir umarım. Sırf blogumda küfür etmemek için bu yönde yazılar yazmadım. İnşallah bizi “saçma sapan bir maçla yenebilen” bazı kulüp yöneticilerine ilham kaynağı olur bunlar)

  • Kuruluş tüzüğünde kulübün kuruluş amacının, “Kulübün takip ettiği amaç ve gaye; memlekette bedeni ve fikri terbiyenin yayılmasına çalışmak ve vatan gençlerini; vatanın korunmasına, zorluklara ve askeri seferberliklere alıştırmaktır.” denilerek betimlendiğini,
  • Kupa Galipleri Kupası’nda çeyrek final oynayan ilk Türk takımı olduğunu,
  • Türkiye Profesyonel 1. Futbol Ligi’nde ilk şampiyonluğu yaşayan takım olduğunu (1959),
  • Bir futbolcusu için jübile düzenleyen ilk kulüp olduğunu (Lefter Küçükandonyadis - 1964),
  • Bir sezonda en çok kupa kazanan takım olduğunu (1967-1968),
  • Şampiyonlar Ligi gruplarında en fazla puan toplayan Türk takımı olduğudu,
  • Ebedî puan cetvelinde 1000 gol ve 2000 gol barajına ulaşan ilk takım olduğunu,
  • 1996-1997 sezonunda ilk kez katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi’nde, kendi sahasında 40 yıl boyunca (56 maç) yenilmeyen İngiliz takımı Manchester United’ı Elvir Boliç’in 78. dakikada attığı golle yenerek bu rekoru tarihe gömdüğünü,
  • Balkan Kupası’nı kazanan ilk Türk takımı olduğunu (1967),
  • Fenerbahçe, 1988-1989 sezonunda rakip kalelere 36 maçta tam 103 gol göndererek Türkiye liglerinde bir sezonda en fazla gol atan takım unvanına sahip olduğunu.
  • Uluslararası yarışmalarda birinci gelen ilk Türk kürekçisinin mensup olduğu kulüptür. (Tonguç Türsan, 1954)
  • Bir spor dalında ülkemizi, ilk kez takım halinde temsil etmiş kuluptür. (1930 Balkan Tenis Şampiyonası)
  • Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanan tek Türk atletinin mensup olduğu kulüptür. (Ruhi Sarıalp)
  • Atletizm’de Avrupa şampiyonu olmuş tek kulüptür. (1993)
  • Atletizm’de takım halinde yurtdışına çıkmış tek kulüptür. (Atina, 1951)
  • Atletizm’de uluslararası yarışmalar düzenlemiş tek kulüptür.
  • Bir futbolcusu, yabancı bir milli takımı çalıştıran tek kulüptür. (Koço Negroponti, Yunanistan)
  • Bir futbolcusu dünya karmasında oynayan ilk kulüptür. (İsa Ertürk)
  • Aynı sezon A, B ve Genç Takımı yenilgisiz 3 İstanbul şampiyonluğu birden kazanan tek kulüptür. (1932-1933 sezonu)
  • Atatürk’ün yaşadığı zaman içinde, stadına büstünün konmasına izin verdiği tek kulüptür.
  • Türkiye’nin internette sayfaları bulunan ilk spor kulübümüzdür.
  • Futbolcusu bir maçta en çok gol atan takım ünvanına sahiptir. (Tanju Çolak, 6 gol, Fenerbahçe - Karşıyaka: 7-1, 1992-1993 sezonu, 14. hafta)
  • Bir sezonda başarı yüzdesine göre en iyi performansa sahip olan takım ünvanını kazanmıştır. (1988-1989 sezonu 36 maçta, 29 galibiyet,6 beraberlik, 1 mağlubiyet - Başarı ortalaması: %88.8)
  • Fenerbahçe, ayrıca 1969-1970 sezonunda kalesinde sadece 6 gol görerek, çok büyük bir rekora daha imza atmıştır.
  • Fenerbahçe, 1967-1968 yılında tam 5 kupa birden kazanarak bir rekora imza atmıştır. (Lig şampiyonluğu, Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Spor-Toto Kupası ve Balkan Kupası)
  • Fenerbahçe, tarihinde 85 kez resmi lig ve kupa şampiyonluğu ile en çok şampiyon olan takım olmuştur.
1 Yorum

Teşekkürler Milli Takım!

Milli Takımımız bu gece bir başka tarihe daha imza attı… Norveç’i deplasmanda yenmemiz gerekiyordu ve bizde öyle yaptık. Norveç’i 2-1 yendiğimiz bu maçla ilgili aslında çok şey söylemek isterim ama kendimi yormayacağım. Almak istediğimiz 3 puanı aldık ve mutluyuz. Amma…

Bu grubun liderini kendi evinde 4-1 yenip haşamat eden, gruplarda oynadığı ilk 5 maçında 4 galibiyeti ve 1 beraberliği bulunan bir milli takım ne oluyor da üç beş ay sonra 3.lüğe düşüpte 2.liğin hesaplarını yapıyor inceden? Buna kim dur diyecek, birileri yine ayda yüzbin ytl maaşlar alacak birileri yine çıkıp “çocuklara” yüklü primler vaadedecek… birileri yine sahada ter döken futbolcularını görmezden gelip kendi adamlarına bu başarıları maledecek? ne demek istediğimi anlayan anladı… Teşekkürler Milli Takım! Teşekkürler!

Yorum Yok

Ne Reytingi Ya Ne Reytingi?

Dün gece arkadaşımla birlikte televizyon izliyorduk. Fenerbahçe Beşiktaş maçı sonrası olduğu için bir dünya spor programı vardı. Onlardan birini izlemeye koyulduk fütursuzca. Adını ve nerede olduğunu söylemeyeceğim bir spor programında yorumculardan birisi sorulan soruya “zaten biz bu tarz konuşmaları reyting için yaptığımızdan” gibisinden birşey söyledi. Yani yaptıkları tartışmaların, konuşmaların hep reyting üzerine olduğunu kendi ağzıyla söylemiş oldu. Bunu duyan diğer yorumcu ki kendisi hem o kanalın spor müdürü hem de programda yorumcu olarak bulunuyordu hemen lafa atladı… Diyaloğu hatırlayabildiğim yazıyorum efendim.

(yorumcu) Zaten biz bu tarz işleri hep reyting için yaptığımızdan…
(spor müdürü) Ne reytingi ya ne reytingi? Ya böyle şeyler söylemeyin, biz burda adamakıllı birşeyler yapmaya çalışıyoruz, ne talihsiz sözler bunlar…
(yorumcu) Pardon, özür dilerim bir an ağzımdan kaçtı…

Program bu şekilde devam etti. Tabi ben ve arkadaşım dumur olduk. Programcının yorumcuya yaptığı harekete mi gülelim, yoksa sunucunun bir başka yorumcuya adıyla bağıra bağıra hitap ederek onu susturmasını mı protesto edelim bilemedik. Neler oluyor yahu şu televizyonda…

Yorum Yok

Sonraki Sayfa »