Hayat Ne Kadar Ritmik Olsa Da…

Evet başlıkta okuduğunuz gibi hayat ne kadar ritmik olsa da ben yine de 135-140 BPM arasında seyrediyorum hayatı. Okulda, işte, evde, her yerde kulağımda kulaklığım ve ruhumda çalan Trance müziğim ile kendimi hayatın ritmiyle dengelemeye çalışıyorum.

Ne yaşanan aşkların acısı, ne hüzünler kalıyor o zaman geriye. Sadece ben ve adeta bütünleştiğim müziğim kalıyoruz hayatta. Bir ezgi kulağımda öyle yankılanırken kendimi boşluğa bırakır gibi bırakıyorum birden. Sonrasında insanın kendinden geçtiği, bilinçaltına indiği, herşeyi geride bıraktığı o aralıktan giriyorum.

İnsanların yüzleri görünüyor gözümde sonra birer birer siliniyor. Sonra bir başkası görünüyor, sonra bir başkası. Yüreğimi ve beynimi bu denli ele geçiren o müthiş melodinin ortasında ağlıyorum istemeden. Üstelik bir yanım coşup kendinden geçerken gözlerim ve benliğim ağlıyor. Herşey için ama herşeye ağlamadan ağlamayı başarabiliyorum. Sanıyorum Trance müziğin bende yaratmak istediği etki de bu. Bu yüzden bu müziği çok seviyorum.

Boşuna demiyoruz “Trance is a lifestyle” diye. Hakikaten öyle… Hayatın ritmini bazen dengelemek bazen de tersyüz etmek için başka bir alternatif yok.

Trance’la kalın!



Yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz?

Bu yazı için yorum yapın

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image