Korku dediğin şey nedir ki? (Mezarlık Anısı)

Siz deyin 8 ben diyeyim 9 yaşlarındayım. Hatırlıyorum yaz tatiliydi, köyden yeni gelmiştik. Kuran kursuna yolluyordu annem beni her sabah. İlme irfana aç olduğumuz zamanlar. Subhaneke’yi Elif’i öğreniyordum. Bir yandan da korkunun damarlarıma işlediğini hissediyordum. Manevi aleme harf ile sure ile daldıkça içimi bir korku kaplamıştı. Çocukça biliyorum ama o sıralar korkuyordum ölesiye. Neyden mi: Ölmekten!

Çok ağladığımı bilirim, biz ölünce ne olacak, ben ölünce ne yapacağım. Allah’ım ya annemler yanımda olmazsa! Türlü hülya içinde uyuyamadığım geceleri, kabuslarımı, sayıklamalarımı bilirim.

Derken birgün babamla mahallenin aşağısındaki çarşıda bir işimiz oldu. Sanıyorum sular kesildi, biz de benim kurs gördüğüm camiye gidecektik. Allah’ım o ne andı, ne şiddetli muharebe! Bir mezarlığın içinden geçmek zorundaydık. Çünkü en kestirme olan yol o mezarlığın içinden geçen yoldu. Elimizde su bidonları düştük babamla yola. O önde ben arkada. Derken mezarlığın o grimsi duvarları göründü. Sonra girdik içeriye. Elimizde bidonlar olduğu için babamın elini tutamıyordum. Hey anam hey, hey babam hey, korku neymiş ben o zaman öğrendim işte. Babam biraz uzaklaşınca koşar adımla geliyordum ardından. Sanki mezarların birinden bir ruhani cism çıkacakta önümü kesecek gibi geliyordu bana. Mezarlığın dar merdivenlerinden alabildiğince hızlı inmeye çalıştım. O 2-3 dakikalık anda korku denen şeyin ne olduğunu iliklerime kadar hissettim. Çocukluğumun en saf belki de en ürkütücü anısıydı bu.

Mezarlığı geçtik, arkamı dönüp baktım, şehrin ışıkları yansıdı mezar taşlarının üzerine. Bakakaldım öylece. Bu yalan gerçeklik, bu çok korktuğum ölümün içinden bir daha geçecek miydim şimdi? Hayır olmazdı, yapamazdım bir daha. Babam korktuğumu anlamış olacak ki uzun yoldan evimize geri döndük. Beyhude korkularımı o zamandan sonra yenmeye başladım, normal bir çocuk olmayışım, kendi kendimi de normal olarak niteleyemeyişim o zamanlarımdan kalmadır benim. Düşler, düşlerin içindekiler, hayal mi gerçek mi olduğu belli olmayan türlü cisimler. İnsanın gördüğü kafasının içindekiler değildir aslında, yoksa neden iman ettin be Ademoğlu! Rabbin yarattığı her türlü nimeti bilen, her şükründen yararlanan biçare inanmayışın bunlara mı yoksa kendine mi? Hem söyle korku dediğin şey nedir ki?



Yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz?

Bu yazı için yorum yapın

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image