Ömrümden Ömür Gitti
Bu hafta sonu ömrümden bir ömür gitti. Hayatımın hiç bir döneminde kendimi bu kadar kötü hissettiğimi hatırlamıyorum. Kendimi hiç ama hiç bu kadar kaybettiğimi bilmiyorum. Bunu da yaşadım, bunu da yaşattılar…
Haftasonu bir telefon görüşmesi yaptım. Sonrasında ise deliye döndüm. Telefonumu kırdım önce. Kendimi o anda kaybettim. Mutfaktaydım ve mutfakta ne varsa dağıttım, kırdım, çarptım. Arkadaşlarım koştu hemen noluyor diye. Ellerinden kurtulup duvarları yumruklamaya başladım. Yumruklarımı o kadar hızlı ve sert vuruyordum ki iki tane kapıyı birden kırmışım. Sonraları farkettim. Havaya kaldırıp fırlatmamla birlikte masa ve sandalyelerde kırılmış.
Sakinleştirmeye çalıştılar beni, önce sigara içirdiler, yetmedi bir tane daha, yetmiyor bir daha daha. Olmadı, su içirdiler yine geçmedi. Tüm bu olanlar esnasında döktüğüm gözyaşının haddi hesabı yoktu tabi. Bir yandan ağlayıp bir yandan “Bırakın beni ben Ankara’ya gidicem” diyordum. Bırakmadılar tabi, komşular sesime duyup kapıya dayandılar, ne oluyor diye. Ağlamaktan kendimi bitap düşürdüm. Yumruklarımı sıktım, dişlerimi birbirine geçirdim bir yandan da. Hala kanıyor oram buram ansızın.
Sakinleşmeyince beni dışarı çıkardılar. O soğuk havada biraz dolaşırsam iyi gelir diye. Hala ağlıyorum üstelik. Onlar montlarını giyip atkılarını berelerini aldılar bense montu bile zorla giydim önüm açık dolaştım soğukta. Hala ağlıyordum. Hala söyleniyordum. Hala anlatmaya çalışıyordum.
Saate bakıyordum durmadan. Maksadım gece 12 otobüsüne yetişebilmekti. Bizimkiler beni iki koluma girerek tutmuşlar tabi. Ben bir yere kıpırdayamıyorum. Hala bilet alalım diye diretiyorum. Onlarda tamam alacağız, beraber alacağız diyip beni oyalıyorlar. bir ara inandım ve onlarla birlikte yürümeye başladım. Aman ne yürüme, kollarım ve bacaklarım resmen bana isyan ediyorlar! Yürümemekte kararlılar. Böyle bir zonklama böyle bir acı yaşamamıştım daha önce.
Zor bela aşağıya indik, bilet almak için yönelince beni yine tuttular, hala ağlıyorum. Volkan önce benim hastanede birini görmem lazım dedi Adnan. İnanmadım tabi, beni vazgeçirmek için yapılmış bir hareketti bu. Sonra Haydarla Adnan zorla kollarıma girdiler ve gel daha vakit erken alırız bileti beraber diyerek beni götürmeye başladılar.
Adnanın çalıştığı hastaneye doğru yürümeye başladık. Allahtan fazla mesafe yoktu. Hastanenin oraya kadar geldiğimi hatırlıyorum ama hastaneye nasıl geldiğimi hatırlamıyorum!!!!!!!!!!!!!!
Gözlerimi acil serviste açtım! Bayılmışım meğerse… Beni hemen oradan taksiye bindirmişler. Acilde Adnanın arkadaşları gelmiş hemen yanımıza, ben gözlerimi açınca bi panikledim tabi önce ne oluyor diye. Başımda tanıdık tanımadık 10 kişi var. Bir hemşire yanaştı sonra, tansiyonumu ölçtü. Servise alalım dediler. Hala kendimdeyim ama arasıra içim ağlamaktan geçiyor sonra yeniden kendime geliyorum. Böyle böyle sanırım bi yarım saat sedye üzerinde kıvrandım. En son Mehmet abinin “şu çocuğa acil damar yolu açalım allah aşkına” dediğini duydum. Sonra gözlerim yine karardı.
Belli bir süre sonra uyandım. Servise çıkmışız, orda kendime geldim. Bana tost getirmişler yiyeyim diye. Tabi yiyemedim. Kendime zor hükmediyordum. Hemen bir sigara istedim. 2 saat önce yaşadıklarım aklıma geldi birden, yeniden ağlamaya başladım. Kendimi tutamıyordum. Bir ağlayıp bir iç geçiriyordum. Zorla birşeyler yedirmeye çalıştılar olmadı, tostumdan 2 ısırık aldım anca onları da çiğneyemeden yuttum.
Sonra hastaneden çıkalım dedim. Kolumdaki saate bakıyorum hayli geç ama ne de olsa her saat otobüs bulurum diyorum içimden. Bizimkilerinse beni bırakmaya hiç ama hiç niyetleri yok. İyiyim ben dedim, kendime geldim dedim dinletemedim. Zorla bir lokantaya götürdüler. Sevdiğim yemekleri söylediler ama nafile, yiyemedim. Lokantada çalan müzikleri duydukça hıçkırmaya başladım. Hıçkırdıkça bizimkilerin bana acıyarak bakışlarını gördüm! Acınacak haldeydim çünkü… Benim gibi bir insanın hıçkıra hıçkıra ağladığını ilk defa görüyorlardı.
Çıktık oradan eve gittik taksiyle. Yürüyebileceğimi söyledim ama dinletemedim. Eve geldik biraz daha ağladım evde, bir yandan da üşüyen bedenimi nasıl ısıtsam diye düşünüyordum. Sobanın karşısına geçiyorum olmuyor, defalarca sigara içiyorum olmuyor. Bir türlü ısınamadım, titremekten bir hal oldum.
Adnan sonraları cebine koyduğu Diazem’i çıkardı. Volkan sana bunu yapacağız güzel bir uyku çekeceksin dedi. Ben de istemiyorum onu dedim. Ben oturucam daha kendimdeyim dedim. Yok illaki vurulacaksın yok vurulmayacaksın diye diye neredeyse bana zorla ilaç vereceklerdi. Hani ilaç almadan da sakinleşecek bir halim yoktu açıkçası. Dakka başı insanın tepesi atarda bağırır mı ya. İnsan dakka başı şangır şangır yaş boşaltır mı gözünden. Yaşlarda bitti şimdi ağlayamıyorum bile…
Bizimkileri yatırdım gecenin ilerleyen saatlerinde. Söz verdim bir delilik yapmayacağıma dair. Tabi adnanın kapıyı kilitleme sahnesi gözlerimin önüne geldi. Ben diyorum ama inanmıyorlar tabi. Sabaha kadar oturdum, ağladım, sızlandım, Allah’a dua ettim… Böyle böyle uyuyakalmışım.
Ertesi gün Mehmet abi geldi, halimi hatrımı sordu. Uzun uzun konuştu benimle. Nasihat etti. O nasihat ederken hala elimde sigara hala ağlıyorum bende. Biraz kendime geldim. Sonrası malum evden hiç dışarı çıkmadım. Tüm ihtiyaçlarımı bizimkiler halletti sağolsunlar.
Bana bunu yapana, bu kadar eziyeti çektirene bir çift sözüm var!
Merak etme, beddua edecek kadar düşmedim. Beddua etmem de zaten. Ama Allah biliyor ya bana bunları yaşatmaya hakkın yoktu. Ben seni deliler gibi sevmiştim, mesafeler aramıza girse de sevmiştim. Yürekten bağlanmıştım sana. Burada olduğum yıllar boyunca bir Allah’ın kuluna meyletmedim senin sevgini bırakıpta. Seni bir an olsun aklımdan çıkarmadım, seni üzdüm seni ağlattım ama ben de ağladım. Hep sana geleceğim, sana kavuşacağım günün hayaliyle yaşadım. Şimdi anlıyorum ki boşmuş herşey…
Verdiğin sözlerin, yaptıklarının, bana söylediklerinin ne kadar anlamsız olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Seni sevmiştim oysa ki… Yürekten, içimden gelerek, seni benimseyerek sevmiştim. Hayaller kurmuştum. Boşmuş be…
Sana söyleyeceğim tek şey kaldı; Cenab-ı Allah seni ve aileni mutlu etsin. Üstünüzden bolluk bereket eksik olmasın inşaallah. Eviniz haneniz iyi geçimler görsün, yakınların dostların seninle birlikte mutlu olsunlar. Sen de mutlu ol… İlelebet mutlu ol… Çünkü…
Çünkü ben yine eski günlerdeki volkana döndüğümde sen mutlu olmak zorundasın, bir gün bir haberimi aldığında, volkan kendini doğramış diye duyduğunda sen mutlu olmak zorundasın. Yapacağın ve de yapabileceğin tek şey bu. Birgün beni harap bir halde gördüğünde yapacağın tek şey mutlu yuvana daha da fazla sarılmak olacak. Evini, geleceğini, anneni babanı düşünmek olacak…
Ben bu haldeyken olabildiğince mutlu ol… Gül, eğlen, yeni insanlarla tanış, benimle yapamadıklarını yap. Söyledim ya yapabileceğin tek şey bu.
Bunları yapmazsan mutlu olamayacaksın, ailenin istediği hayatı süremeyeceksin bunları aklından çıkarma. Allah biliyor…
BU YAPTIKLARINI HAK TEALA GÖRECEKTİR!
BU ENKAZ ELBET BİRGÜN TEMİZLENİR, AMA…
SENDEKİ ENKAZI BU SAATTEN SONRA KİMSE TEMİZLEYEMEZ!
ANDIM OLSUN, DÜNYA AHİRET İKİ ELİM YAKANDADIR!
(Ziyaretçilerime not; uzun süre bu günceye yazı yazmam, zaten kapatmayı düşünüyorum, içinde bulunduğum psikolojik durum buraya gelip birşeyler yazmaya uzunca bir süre engel olacak gibi, t-infection.com’da kapanacak ve web’den elimi eteğimi çekeceğim, bu yüzden sizlerden özür dilerim)
6 Yorum Yapılmış
Bu yazı için yorum yapın
Yorumu belki yayınlanmaz yine de karalamak istedim bir şeyler. Şu üç günlük dünya’da hiç bir şeye değer vermeye gelmez Volkan. Olan olmuş deyip yoluna devam etmek zorundasın. Inan geçen sene bende bazı olayların karşısında çok şeyler yaşadım, üstümden atamadım, zor günler de geçirdim. Ama bir şeyleri kapatmak, yok etmek çözüm değildir. O yüzden blog’larını bence hiç bulaştırma. 1-2 ay sonra tekrar başlarsın.
Allah yardımcın olsun bu arada birde. Umarım tez zamanda herşey düzelir
çok üzüldüm durumunuza.Aynısı benimde başıma geldi.Lise 2 öğrencisiyim geçen sene oldu.Çok bağlandığım kıza 8 senedir kankam dediğin çocuk bildiği halde gidip bana inat olsun diye onunla çıktı.Derslere girmedim vücudumu parçalamak istedim.İntiharı düşündüm çünkü gerçek sevince herşeyi anlıyor insan
Böyle bir web sitenin oldugunu yeni gördüm..Diyecek bir şey bulamıyorum…. İnşallah herkes hakettiğini yaşar…
aynısını ben de yaşattım.kimse bi insana bunları durduk yere yapmıyor emin ol.sonuçta dayanamadım affettim.şimdi mi?aynı şeyleri sil baştan yaşıyorum ama gidemedim…cesaretetimi yitirdim.geçecek volkan sabır…
Elini eteğini çekip ne yapacaksın peki sevgili dostum. İnsanlara “bitti adam… kih kih kih” mi dedirteceksin acaba? Hatırlıyor musun benim yaptıklarımı insanların benim için düşündüklerini. Helal olsun ama sana benden daha delikanlı çıktın. Ben ahımı öyle okkalı etmiştim ki umarım tuttuğunu bir gün görürüm… Ama onun dışında can yoldaşım, değmiyormuş… Sevmek sevilmek için iyi olmamalıymışssın bunu öğrendim… Sende acı bir şekilde öğrendin… Sevmesende sana benden bir itaf olsun kankam… Bizi anlatan bir şeyler..
Anathema - Regret
As I drift away… far away from you,
I feel all alone in a crowded room,
Thinking to myself
“There’s no escape from this
fear,
regret,
loneliness…”
Visions of love and hate
A collage behind my eyes
Remnants of dying laughter
Echoes of silent cries
I wish I didn’t know now that
I never knew then…
Flashback
Memories punish me again
Sometimes I remember all the pain
that I have seen
Sometimes I wonder what might
have been…
Visions of love and hate
A collage behind my eyes
Remnants of dying laughter
Echoes of silent cries
And sometimes I despair
At who I’ve become
I have to come to terms
With what I’ve done
The bittersweet taste of fate
We can’t outrun the past
Destined to find an answer
A strength I never lost
I know there is a way
My future is not set
For the tide has turned
But still I never learned to live
without regret.
Hayallerin bir parçası her zaman umuttur.
Umutlarınla birlikte o hayallerde hep olacak. Tek umut yaşamamak olsa da.
Umudun yaşamamaksa eğer, bilirim ki hayalin o yanındayken ölmektir.
Uzun yazı, ağır bir hikaye, gerçek bir hikaye!, anlattığı binlerce anlam, taşıdığı hisler..
Derdi veren Allah, dermanını da verir elbet.
Ağlattın küçük kardeşini, Allah seni güldürsün Abim!