volkanK.com

3 Kulvarda Birden Bloglayan Blogcu!

BaÅŸlığa bakarak “kim bu blogcu be” diyebilirsiniz. Åžu anda o blogcunun yazısını okuyorsunuz. Evet geçtiÄŸimiz hafta sonu beta (hatta alfa) yayına giren Gelecex.org‘dan sonra artık birbirinden farklı 3 kulvarda bloglayan bir blogcu oldum. BildiÄŸiniz üzere ilk blog sitem olan t-infection.com‘da web tasarımı ve teknolojilerini, volkank.com üzerinde ise kiÅŸisel yazılarımı yayınlıyordum. Åžimdilerde ise Gelecex.org heyecanı var ve bu tamamen sahip olduÄŸum 2 blogdan farklı bir blog çalışması.

Yeri gelmiÅŸken burada biraz Gelecex.org‘a deÄŸinmek istiyorum. Henüz çok taze bir blog. Daha konsepti bile oturmadı. Tasarımı da sürekli yeniliyorum bilgisayarımda. Konusu ve yapısı itibariyle farklı bir blog olacağı ortada. Çünkü bu blogda “Gelecekten Yalan Haberler” vereceÄŸiz. Åžimdilik tek başıma bu oluÅŸumu yürütüyorum. Ancak sitenin altyapısını “çok yazarlı” bir sisteme dönüştürmek niyetindeyim. Bir iki arkadaşım seve seve bu projeye destek olacaklarını açıkladılar. Gönül ister ki kendi kendimize yetecek kadar yazarımız olsun ve siteye hergün en az 5 tane gönderi yazılsın. Ancak ÅŸimdilik bu kadar bir beklentim yok. Öncelikle site üzerinde gerekli düzenlemeleri yapmak zorundayım. Etiket sistemi ve tasarımın biraz daha sadeleÅŸtirilmesi ÅŸimdilik asıl hedeflerim arasında. Aslına bakarsanız bir de Gelecex’in GeleceÄŸi diye bir alan açmayı düşünüyorum. Bu alanda ise Gelecex.org’a dair gelecek dönem planlarımızı yayınlayacağımız bir bölüm olacak. Kafamda oluÅŸan gelecex ise ÅŸu; ilk 2 ay beta süreci, beta sürecinde yapılacak olan tasarım deÄŸiÅŸikliklerine son noktaların koyulması, yazar alımlarının 2 aydan sonraki sürecin öncesinde deÄŸerlendirilerek yazarlara özel sayfalar hazırlanması, gelecek 1 yıl içinde de günlük 200 teki ziyaretçi ve abone.

Aslına bakarsanız pek öyle büyük hayaller değil. Kendi çapımda geliştirmiş olduğum bu sitenin de vakti zamanı gelince hakettiği değeri göreceğine inanıyorum. Şimdilerde sadece benimle özdeşleşen bu proje ileride birçok insan tarafından takip edilen farklı bir çalışma olacak düşüncesindeyim. (İnşallah Allah yüzümüzü kara çıkarmaz)

Gördüğünüz gibi 3 farklı kulvarda 3 farklı konu üzerinde yazmak böyle birşey. İlgi ve alakalarınızdan dolayı sizlere teşekkür ederim.

3 Yorum

NFSU Most Wanted Bitti…

Daha önce de yazmıştım bu yazı NFSU oynayarak geçirdim diye. İzmir’e gelmeden zaten Nfsu 2 bitmiÅŸti. Åžimdi de Most Wanted’a baÅŸladım arkadaşımın bilgisayarında. Bir o bir ben baÅŸladık Carrier modda oynamaya. Güzel oyun Allah için. Bayağı zorlandık ama sonunda onun pes ettiÄŸi yerde ben devralıp oyunu bitirdim. Özellikle 4. adamın Milestone görevlerinde bayağı bir uÄŸraÅŸtım. Neyseki geçtim, sonraki adamlar çerez gibi geldi. He bir de son adam Razor’un bitirme yarışları çok zordu. 5 tane yarışı var adamın yapa yapa bir hal oldum. Bununla kalsa yine iyi bu olaylar bittikten sonra birde en son polislerden kaçma var. Onu yapana kadar öldüm iÅŸte. Sarı noktayı farkedene kadar zaten adamlar benim enseme çullanıyorlar. Güç bela onu da geçtim, sonra oyun bitti. Oyunun sonu çok klasik bitiyor ama yine de bitirmek güzeldi. Åžimdi bundan sonra Carbon’a geçiÅŸ yapıcaz bakalım. Nfsu her zaman oynaması büyük zevk veren bir oyundur benim için. Bakalım baÅŸka bir oyun bitiminde görüşmek üzere.

Yorum Yok

Gece Yarısı Bilgisayarımı Karıştırırken…

Gecenin bir yarısı olmuÅŸ yine. (Saat 05:28) Bende tahmin edeceÄŸiniz üzere yine bilgisayar başındayım. Bir dosya mı lazım oldu yoksa bir mp3 mü arıyordum ne bilgisayarın D sürücüsüne girdim. Uzun zamandır uÄŸramadığım bir yer olduÄŸu belliydi her halinden. Dosyalar düzensiz, klasörler birbirine girmiÅŸ. Eski yeni karışmış. Önce bir baktım neler buldum neler…

Taa 2004 yılından kalma çalışmalar var bilgisayarda. Eski halleri var t-infection.com’un. İlk hazırladığım PSD’leri var birçok çalışmanın. Bunun yanında boÅŸ zamanlarımda karaladığım PSD dosyalarını buldum ki ne güzellikler var içinde. Åžimdi kırk yıl düşünsem aklıma gelmeycek tasarımlar yapmışım vakti zamanında. Tabi bunların hiçbirini siz göremiyorsunuz. Benim bilgisayarın unutulmuÅŸ sürücünde öylece yatıyorlar. Vallahi bir bilen bir gören olsa beni keser ya. O kadar güzel çalışmalar artık gerisini siz hayal edin.

Eski mp3lerimi görmekte mutlu etti beni. Özellikle Armin van Buuren abimizin Control Freak isimli ÅŸaheserini buldum dosyalar arasında. Hemen koyup dinledim. Uçuruyor iÅŸte bu tarz parçalar beni. Ya olacak iÅŸ deÄŸil, en baba dj’im, alemlerin süper kiÅŸiliÄŸi, eventlerin kralı, Paul van Dyk’ın da birçok güzel promosunu sen tut taa cehennemin dibine koy. Hepsini gün yüzüne çıkardım tekrar. On the Other Side promosu var ki tadından yenmez, hele ki bir de Delerium’la yaptıkları harika bir çalışma var ki burda o çalışma için söyleyecek söz bulamıyorum….

Bir daha gece yarısı bilgisayarımı karıştırmayacağım. Nerden baksanız 2 saatim dosyaları düzenlemek, bulduÄŸum mp3leri dinlemekle geçti. Bir insanın bilgisayarı bu kadar mı karışık olur ya…

2 Yorum

Sigarasız Bir Gece

En uyuz olduğum şeylerden birisidir; gecenin bir yarısı pc başındayken sigaranın bitmesi! Bu durumda yapılabilecek fazla birşey yoktur. Ya kola içilir, ya çay içilir ya da kahve. Ağız mümkün mertebe boş durmamalıdır. Sürekli birşeyler yenir ve içilir. Hele ki karşınızda bitmiş olan iki boş sigara kutusu varsa bu durum daha da sinir bozucu bir hal alır. Boş paketlere tekrar tekrar bakarsınız. Bir süre sonra da ayağa kalkıp odaya gider sağda solda bıraktığınız sigara var mı onları kontrol edersiniz. Bu durumda bir çare olmazsa kendinize bir bardak daha kola doldurursunuz. Mevcut kolanız da bittikten sonra kendinizi en iyi hissettiğiniz ve sevdiğiniz mp3leri açarsınız. Bir yandan da stres dolu yeni bir sitenin yapımına devam edersiniz tabi. Sitenin bir noktasında takılınca veya photoshopta istediğiniz şeyi oluşturamadığınızda yeniden sigara içme durumu başgösterir. Bu durumdan sonra yapılacak birşey yoktur. Ya sabah ezanı beklenir yatmak için veya dayanamayacağınızı anlayıp hemen yatarsınız. Her iki durumda da yatmak bizim için son çare olarak görünür.

Yatmadan önce akıldan belli baÅŸlı sorular geçirilir, saat kaç, açık kuruyemişçi bulur muyuz, bu saatte gidilir mi, aÅŸağı market acaba kapandı mı ve muadilleri gibi… Ancak bu soruların tüm yanıtları olumsuzdur ve yatak yolu size görünmektedir.

Fakat yattıktan sonra da bir türlü uyuyamazsınız, çünkü günün son sigarasını takriben 2 saat önce içmişsinizdir ve bu durumda yeniden bir sigara yakmak gibisi yoktur. Çünkü o anda sizin için dünyanın yapılabilecek en iyi şeyi (Sexten bile daha iyi!) bir sigara yakmaktır! Sigara ve sigarayla ilgili anılarınızı hatırlayıp bir nebze de olsa rahatlamaya çalışırsınız. Bu kafi gelmezse cep telefonunuzu elinize alır yakın arkadaşlarınıza durumun vehametini anlatan bir SMS yazarsınız.

Artık sigara aramaktan yorgun olan bedeniniz yavaÅŸ yavaÅŸ kendini uykunun kollarına bırakır. Tam bu esnada yüzünüze anlamsız bir gülümseme yansır. Çünkü sabah olunca hemen gidip sigara alabilirim diye düşünür ve rahatlarsınız….

4 Yorum

CHP Nereye Gidiyor?

CHPİnsanoğlu gelişimini sürdürdükçe hayatla ilgili konularda da bilgi sahibi oluyor. Sahip olduğu bilgi hayatın yönetilmesi konusunda bir başka platform olan siyasette de kendini gösteriyor.

Türk siyasetinin mihenk taşlarından biri olan CHP konusunda da şu sıralar herkesin gündeminde olan sorular benimde kafamın içinde cirit atıyorlar.

Peki neden diyecek olursanız son seçimlerde alınan oy oranı belli. Ben CHP’nin neden bugünlere geldiÄŸini konuÅŸmak yerine biraz kendi açımdan yapılan yanlışlara göz atmak istiyorum. Bu deÄŸerlendirmemde hiçbir görüş veya zan altında kalmadan kendi görüşlerimi okuyucularıma yansıtmak istiyorum.

BildiÄŸiniz üzere CHP belli bir süre kapalı kaldı ve daha sonrasında (1992) yeniden açıldı. Partinin tarihine baktığımızda Cumhuriyet’in kuruluÅŸ ve sonrası dönemde büyük yeniliklere imza attığı ortada. Ancak bu misyon ve vizyon sanıyorum 21. yüzyıla taşınamadı belki de taşınmak istenmedi.

HerÅŸeyden önce CHP üzerinde bir “Baykal Fenomeni” mevcut. DeÄŸerlendirme için istatistiklere bakmak yeterli. Baykallı CHP 4 genel seçime girmiÅŸ ve aldığı oylar ortada. Åžimdi CHPli muhalifler ister istemez bu kadar çok genel seçime girerek baÅŸarılı olamayan bir parti baÅŸkanının baÅŸka bir ülkede olsa çoktan siyaset arenasından çekileceÄŸini görüşünü savunuyor.

Dün Milliyet gazetesinde manÅŸetten verilen haberde gerçekten durumun vehametini iyice kavradım. Söz konusu haberde CHP kalesi olarak anılan İzmir’in oylarının AKP’den çok az farkla fazla olduÄŸu ve ÅŸehrin kıyı kesimlerinin (gelirin yüksek olduÄŸu bölgeler kastediliyor) CHP’ye oy verdiÄŸi kalan taÅŸra ve iç kesimlerinse AKP’ye oy verdiÄŸi söyleniyor. Solun ve CHP’nin kalesi olan İzmir’de bile halkın CHP’ye olan güveninin bu derece eksik olması sanıyorum CHP’nin siyasetinden kaynaklanıyor.

Neden mi? Åžayet siz kendi siyasi görüşünüzü ve açılımlarınızı rakibinize göre yaparsanız her zaman kaybedersiniz. Bunu sadece Türkiye siyasetinde deÄŸil Dünya ülkelerinin siyasi tavırlarında ve tarihte de görüyoruz. Sanıyorum CHP kurmayları bunu göremiyorlar. Baykal’ın dilinde olan kelimelere bakalım seçim öncesinde; Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın kol saati, oÄŸlunun gemiciÄŸi, Cumhuriyete sahip çıkılması, mevcut hükümetin yapmış olduÄŸu icraatların yetersizliÄŸi, bir de boy boy gazetelere verilen “Büyük Vurgun” afiÅŸleri.

Şimdi kendi değerlendirmemi yapmak istiyorum. Siyaset erbabı denilen şeyi benim gibi 24 yaşında ve aklı henüz havalarda bir insan bile kavrayabilmişken (üstelik siyasi bir geçmişim olmamasına rağmen) siyasi kurmayların ve yıllardır bu işte olan insanların bunu anlayamamış olması bir bilgi yetersizliği midir yoksa bir kasıt mıdır?

CHP gibi bir partinin genel baÅŸkanının ortaya koyacağı siyaset BaÅŸbakan’ın kol saatini konuÅŸmak olmamalıydı, siyasi istikrarı korumanın dışına çıkıp siyaseti yargıya taşımak olmamalıydı. CHP sorunu kendisinde aramalı. CumhurbaÅŸkanlığı sürecinde AKP’nin yeterli çoÄŸunluÄŸu saÄŸlayamamasında CHP ne kadar sorumluysa Merkez SaÄŸ denilen Anavatan ve Demokrat Parti’de bir o kadar sorumlu. Kaldı ki bu partilerin sandıktan çıkan sonuçları belli. Demokrat Parti hezimete uÄŸradı ve genel baÅŸkan istifa etmek zorunda kaldı. Anavatan’da da durum belirsiz.

Şayet bu siyasi anlayışla devam ederseniz siz karşınızdaki partiyi mağdur eder ve siyasi olarak ivme kaybedersiniz. Halkımız her zaman mağdurun yanındadır. Bu sözü kulağına küpe edinmeyen zihniyet sandıktan çıkan oyu beğenmemezlik yapacağına şu andaki haline şükretsin.

Soruyorum ey ahali, ey erbab! Cumhuriyet mitingleri olmasaydı, DSP sandıkta size destek vermeseydi, Terör illeti bu kadar yükselip aÄŸzınıza sakız olmasaydı, CumhurbaÅŸkanlığına geçmiÅŸi belli olan ancak siyasi ideolojileri nedeniyle (ve sırf eÅŸinin başörtüsü takması ve farklı müsebbibleriyle) istemediÄŸiniz bir kiÅŸi aday olmasaydı, Cumhuriyetin elden gittiÄŸi kanısı öyle veya böyle insanların bilincine yerleÅŸmeseydi haliniz nic’olurdu? Sandıktan bu kadar oy çıkarabilir miydiniz?

Allah hakkı için bu sorulara cevap verebilecek bir siyasi otorite çıksın da içimizi rahatlatsın. Ancak yapılan açıklamalara bakıyorsunuz. Durumu deÄŸerlendirmek hatayı kendilerinde aramak yerine “Milletin” üzerine sorumluluÄŸu yıkıyorlar.

Ey CHP, Sen GüneydoÄŸuya ve DoÄŸuya bir tane bile yatırım yapmazsan, 90lı yılların ortasındaki GüneydoÄŸu problemi ile ilgili siyasetini (kaldı ki o dönemde parti kurmaylarının bu konuda harika bir program ve iÅŸleyiÅŸ metni hazırladığı ortada) bir anda kaldırıp yerine bambaÅŸka teslimiyetçi bir siyasi anlayış belirlersen, muhalefet olmayı kendine yedirip ülke sorunlarına yardım edeceÄŸin yerde Genel Kurul’a katılmama kararı alırsan halktan bundan daha fazlasını beklemek için ne gibi bir lüksün kalır?

Baykal’ın devam edip etmeme konusuna gelince, bana kalırsa Baykal artık daha fazla bu cemiyetin başında durmasın! Sarıgül olayında olduÄŸu gibi muhalif isimlere karşı yine hak ve hukuka aykırı parti içi aziller yeniden gündeme gelir yoksa. Bu sayede senin muhaliflerin yeniden artar. Senin yapacağın veya yapmaya çalıştığın iÅŸi anlatamadan bu olayları çözümlemek zorunda kalırsın.

Baykal’ın gitmesi elbette problemleri bir anda ortadan kaldırmaz ancak partinin bir yeniden yapılanma sürecine girmesi ve bu sayede halka biraz daha yakın olması saÄŸlanabilir.

Gazeteleri hergün takip ediyorum, yakın arkadaşlarım bilirler, hergün mutlaka memleket gündemini takip eder ve ona göre yorumlar yaparım. Bakıyorum gazetelere parti tabanında en büyük sorunlardan birisi de partide gençlik kollarının neredeyse sıfır düzeyinde olması. Nedenini çok iyi biliyorum. Neden mi?

Çünkü 2002 seçimleri sonrasında CHP’nin biraz daha ivme kazanarak bir sonraki seçimlerde en azından iktidar ortağı olarak sandıktan çıkacağını düşünüyordum. Bu yüzden partinin gençlik kollarına yazılma fikri baÅŸgöstermiÅŸti bende. Fakat Baykal’ın yalan yanlış tutumları, parti içindeki huzursuzluk ve o zaman gündemde olan diÄŸer konulardan dolayı bu fikrimi erteledim ve bir daha hayata geçmemek üzere rafa kaldırdım. Buyrun en basit örnek size benim. Siyasi hayata atılabileceÄŸim ve benim öngördüğüm en iyi parti olan CHP’nin hali buysa ben nasıl siyaset yapacağım bu partinin gençlik kollarında?

Son sözlerimi bir gazetemizdeki yazılardan birisiyle noktalamak istiyorum. Gazetede yazılıyor ki, ÅŸayet Atatürk ÅŸu anda kalkıp CHP’nin bu halini görse Baykal’a “İn oradan aÅŸağı” derdi.

Atatürk böyle derdi ve birkaç akıllı muhalif partili dışında o partide kimseyi bırakmaz hepsini çıkarırdı diye düşünüyorum bende. Daha ne söyleyebilirim ki? CHP’nin bir an evvel toparlanması ve halkımızla bütünleÅŸmesi dileÄŸiyle…

4 Yorum

Pages (50): « First ... « 32 33 34 [35] 36 37 38 » ... Last »