Bir başka Stephen King kitabıyla karışınızdayım arkadaşlar. Bu seferki kitabımız başlıkta gördüğünüz gibi: Azrail Koşuyor. Hemen belirtmeliyim ki bu kitap alışılagelmiş Stephen King kitapları gibi değil. İçinde korkutucu ögeler barındırmıyor ancak sizi hikayesiyle bir sürünceme içinde bırakıyor. Bir kaçış bir yürüyüş hikayesi çok güzel betimlenerek anlatılmış.
Bunun dışında kitab 2 kısa hikayeden oluşuyor. Bunlardan ilki Running Man yani Azrail Koşuyor. 2023 yılının Amerika’sında sınıf farklarının iyice belirginleştiği bir zamanda insanların tek para kaynağı olarak yarışmalar kalmıştır. Ancak bu yarışmalar yarışma olmaktan çıkmış ölümcül bir hal almıştır. Kahramanımız Ben Richards da bu yarışmacılardan birisidir ve inanılmaz biçimde bir kaçışın hikayesi anlatılmaktadır. Yozlaşmış ve düzeni bozulmuş dünyaya biraz daha yakından bakabildiğimiz bir hikaye.
Devamı Nasıl Acaba? ▼
Kitaptaki ikinci hikaye ise Long Play yani Uzun Yürüyüş. Bu hikaye ise 100 tane yaşları 14-19 arası değişen gencin yürüyüşü anlatılıyor. Askeriye tarafından yapılan bu yürüyüşte mutlaka belli bir hızda ve düzenli olarak yürümelisiniz. 3 tane ihtar hakkınız bulunuyor. 3. ihtardan sonra ise sizi takip eden askerler kafanıza bir kurşun sıkıp sizi öldürüyorlar. Hikayede ana kahraman olan Ray Garraty beni oldukça etkiledi. İyi bir yürüyüş çıkardı. 100 gencin yavaş yavaş azalmasını, yorulmalarını, öldürülmelerini, haksızlıkları, içe dönüşleri ve geleceğe bakışları anlatan hoş bir hikayeydi. Açıkçası Azrail Koşuyor’dan daha fazla benimsediğimi söyleyebilirim.
Kitap yukarıda söylediğim gibi içinde korku ögeleri barındırmadığı için çabucak bitirdim. Kitabı okurken bir sonraki adımda ne olacak olaylar nasıl sonuçlanacak diye düşünmeden edemiyorsunuz. Özellikle Richards’ın kaçışı sırasında bazen kendimi sıktığımı farkettim. Ne olacağını bilmeden Richards gibi kaçmak muazzam bir duygu.
Uzun Yürüyüş ise daha fazla benimsediğim bir hikaye. Bir insan bir günde aralıksız ne kadar yol alabilir. Üstelik başında bir Binbaşı ve birkaç askerle birlikte. Üstelik bu 100 gençten hiçbiri daha önce birbirini tanımıyor. (2 kişi hariç, çünkü onlar kardeştiler) Düşünsenize yere kapaklanıp düştüğünüz an sizi öldüren bir asker var. Bu yüzden ölmemek için yürümelisiniz. Bu kurguya bayıldım doğrusu. Ölmemek için yürü!
Yürüyüş esnasında yaşanan dengesizlikler, kişilerin bilinçlerini kaybedişleri, karakterlerin düşünceleri ve yaşadıkları tamamen Stephen King’e özgü bir biçimde dile getirilmiş. Keşke bu kitabı daha önce okusaymışım demedim ancak yine de yazarın haznesine yazdığımız güzel bir kitap olduğu kesin. Alıp okumadıysanız okuyun ancak elinizde Ruhlar Dükkanı, O , Göz, Oyun gibi kitapları varsa yazarın bence onlara öncelik verin. Ya aklıma geldi bir top 5 yapayım Stephen King kitaplarından. (tabi kendi okuduklarımdan)
1) Göz
2) Ruhlar Dükkanı
3) O
4) Medyum
5) Hayvan Mezarlığı
Oldu galiba… Bir başka Stephen King kitabında görüşmek üzere efendim…