Önceki yazımda da belirtmiştim. Stephen King’in son okuduğum kitabı Buick 8′di. Uzun süredir bu yazarı okuyan birisi olarak söylemeliyim ki benim için çok sürükleyici bir kitaptı. Bu kitap, aslına bakılırsa farklı bir sonla bitmesini umanlar için son derece hayalkırıklığıyla sonuçlanacaktır.
Kısaca özetlemem gerekirse; hikayemiz bir olay sonucu bir polis karakoluna çekilen esrarengiz bir arabayla ilgili. Siz de tahmin edersiniz ki arabamız: Buick 8. Arabanın normal bir araba olmadığı, aslında gerçek araba aksanlarına sahip olmadığı bile söylenebilir. Sahibinin arabayı bir benzin istasyonuna çekip daha sonrasında kaybolması ile olaylar başlıyor. Polis karakolundaki polisler, Sandy, Curtis, Eddie, Huddie, Shirly ve diğerleri bu araba üzerinde öyle şeylerle karşılaşırlar ki hayatlarının sonuna kadar unutamazlar. Arabanın bagajından çıkan ve ölü olan cisimlerin, yaratıkların anlatıldığı bu hoş hikayeyi dün gece 150 sayfa birden okuyarak bitirdim. (Toplamda 463 sayfalık bir kitaptı)
Devamı Nasıl Acaba? ▼
Kitabı yazarın sadık bir okuyucusu olarak ele aldığımda aslında hayalkırıklığına uğradım. Neden diyecek olursanız yazarın yazması konusunda kesinlikle bir sorunum yok ancak hikaye daha gizemli ve daha çarpıcı hale getirilebilirdi. Stephen King kitabın sonunda 1999 yılında Pennsylvania’da yaşadığı olay üzerine (ve daha sonrasında geçirdiği korkunç araba kazası) bu hikayeyi yazmış. Bana kalırsa devamı bile yazılabilirdi. Çünkü hikayenin ucu açık bırakılmış ve devamı gelebilir nitelikte bitirilmiş. Ancak bu noktada üzülsem bile yazarın bu hikayesinin sinemaya aktarılacağını duyunca çok sevindim. Stephen King’in sanırım sinemaya uyarlanmayan hikayesi kalmayacak.
İLGİNÇ BİR AN…
Kitabı bitirdikten sonra kendime bir kahve yaptım ve düşünmeye koyuldum. Acaba Stephen King’in onca kitabı arasında hangilerini okudum? Aklıma geldikçe sıralamaya başladım…
Göz, Hayvan Mezarlığı, O, Sadist, Mahşer, Uykusuzluk, Oyun, Buick 8!
Evet ilginçtir yazarın o kadar kitabını okumuş olmama rağmen 8. sırada Buick 8′i saymışım. Parmaklarımla sayarken parmaklarımın bir anda kilitlendiğini hissettim. Bilmiyorum sizlere garip gelebilir ancak benim bir süre için irkilmeme neden oldu. Özellikle yazarın kitabın son bölümünde “Sadık Okuyucusuna” yaptığı açıklama mahiyetinde bölümü düşünüyordum sanırım. Ya da tamamen rastlantısal bir olaydır.
Ayrıca kitabın Ruhlar Dükkan’ına ne kadar çok benzediğini düşündüm bir an. O kitaptada şimdiki gibi duygulara kapılmıştım. Sanıyorum iki kitap arasında bazı noktalarda benzerlikler olduğunu düşündüğüm içindir. (Kitap hakkında fazla detay vermiyorum, çünkü aranızda okumak isteyenler olabilir)
Bir başka Stephen King kitabında görüşmek üzere… (İnşallah Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Kütüphanesinde yazarın başka kitabı kalmıştır…)
Stephen King müthiş bir yazar bence. Çok zekice ipuçları var kitaplarında.Benim son kuduğum kitap CEP’ti.Şimdi Buick 8′i aldım.Cep gerçekten güzel bir kitaptı.Sadece keşke dediğim yer,fazla ayrıntıya girmiş olmasıydı.Açıkçası biraz sıkıldım.Ama gerçekten iyi kurgulanmış bir romandı.Aslında en çok beğendiğim kitabı Çağrı adlı eseri.Çok harika ve kusursuz bir eserdi.Buick 8 hakkında yazınız için teşekkür ederim.Cep’i okuduktan sonra acaba bunda da sıkılır mıyım diye bir tereddütüm vardı ama sizin yazılarınızı okuyunca tereddütlerim uçup gitti.Aydınlatığınız için teşekkürler.
Nisa güzel sözlerin için teşekkür ederim. Bende elimden geldiğince Stephen King kitaplarına yer vermeye çalışıyorum. Aslında Yazar’ın okuduğum tüm kitaplarını buraya yazmaya kalksam yeni bir blog açmam gerekir.
Bu arada şayet okumadıysan sana ustanın Carrie - Göz isimli hikayesini okumanı tavsiye ediyorum. Sanıyorum Türkiye’de yayınlanan ilk eseri. Benim de ilk okuduğum Stephen King kitabı. Hali hazırda 4 kere falan okumuşumdur. Şiddetle tavsiye :)
Bir de Ruhlar Dükkanı var ki onu anlatmak için başlı başına bir gönderi yazmam gerekiyor…