Trance Müzik Dinlemeye Nasıl Başladım?

Bu gönderiyi aslında çok daha önceleri yazmam gerekiyordu ama şimdi kısmet oldu. Hep Trance müzik ile ilgili birşeyler karalıyorum, elimden geldiğince duyuru yapmaya, yeni çıkan albümleri şarkıları duyurmaya çalışıyorum. Bu müziğe sevdamız nasıl başladı kısaca anlatalım efendim…

Sene 1998 o zamanlar evdeki eski püskü teybimizde yabancı albümler kasetler alıp dinliyorduk kardeşlerimle beraber. Zaten hiçbir zaman dinlediğim müziği bir kefeye koyamadım. Düşünün ki bundan on yıl önce bile hep elektronik altyapılı müzikler dinliyordum. Sonrasında elime ATB’nin Movin’ Melodies albümü geçti. Benim elektronik müzik sevdiğimi bilen lisedeki sınıf arkadaşım Erhan bana bu bu albümü çekip getirmiş. Allah’ım bu ne güzelliktir! Bu ne güzel bir melodidir. Atb - 9Pm şarkısını tüm notalarına tüm vuruşlarına kadar ezberledim. Tüm versiyonlarını dinledim. (Hoş sonraları bir ton versiyon dinledim ama ilk dinlediğimin yerini tutmadı, Signum hariç tabi :) O yüzden şayet bugün bu müziği dinliyor ve hala ilk günki gibi takip ediyorsam bunu biraz Andre Tanne Berger abimize borçluyum. Don’t Stop diyip az çıldırmamışımdır evde!

O zamandan bu yana elektronik müzik olarak adlandırılan tüm müzikleri dinlemeye başladım. Belli bir artist veya grup ismi yoktu. Çünkü kasetleri Beyazıt’ta korsan kaset satan yerlerden alıyordum ve çoğunda kapaktaki trackliste bağlı kalıp bu müziği dinliyordum. Tracklistin ne kadar güvenli olduğunu varın siz düşünün artık.

Uzun süre elektronik müzik dinledim, hatta bazen Dance müziğine kaçtığım bile oldu. Ama teknolojinin gelişimini an be an görebiliyordum. Çünkü bir dance müziğinin hemen akabinde güzel bir remix çalışması çıkıyordu. O dönemlerde ülkemizde de yeni yeni şarkılara remix yapılmaya başlanmış ve elektronik altyapı ülkemizde yaygınlaşmaya yüz tutmuştu.

Gel zaman git zaman birgün sevgili kankam Tayfun’un evine gittim. Ondaki müzik zevki benden çok başka. Çünkü Rock müzik ve türevlerini seviyordu. Sonra dedi ki seninde seveceğin şeyler indirdim, çok güzel şeyler var. Baktım listeye. Önce gözüme bir isim ve şarkı ilişti.

Paul van DYK - For an Angel yazıyordu! Allah’ım bu adamı bugün bile hala deli gibi seviyorum. Şarkıyı açtım, dinlemeye başladım. Daha ilk vuruşta ben gözleri kapattım. O vocal, o sound, Allah’ım bu nasıl bir müzik. Tınıların içinde kaybolmuştum.

Bir bakıma çıkış noktamı bulmuştum. Paul van Dyk denilen bu adam araştırılacaktı. Sonra baktım ki bu adam “Leader of the Trance Nation”muş meğer! Trance ırkı diyor lan, lider diyo olum. Bu adamı çok sevmiştim. Sonra bir remix albümü elime geçti bu adamın. Türlü türlü dj’lerin remixlerinden oluşan bir albümdü. Maşallah, ben kafa olmuşum abi. Dinledikçe açıldım dinledikçe yoğruldum.

Sonra o gün bu gün önce Atb, sonra Pvd bana yol gösterdiler. Birçok dj’i dinledim. Tahmin edebileceğinizden çok fazlasını hem de. Müzikteki bu çeşitliliği gördüğüm için belki de bu kadar çok seviyorum.

O gün bugündür hep Trance müzik dinliyorum, yeni çıkan albümleri, remixleri takip ediyorum, elimden geldiğince iyi bir dinleyici olmaya çalışıyorum. Artık bu kadar dinlemenin yeterli olduğunu düşünüp kendi dj’im olmaya karar verdim. Ancak parasızlıktan hala bir setup yapabilmiş değilim. Olsun müzik bana yetiyor. :)

İşte bizim hikaye de böyle. 1999-2008 arası 9 yıldır elektronik müzik ve Trance ile iç içeyim. He şunu da söyleyim 1994 yılıydı sanırım o zamanlar dayımın getirdiği yabancı kasetleri dinliyorduk eski teybimizde. O zamanlarda sürekli Technotronic - Pump it Jump diye bir şarkı var onu dinliyodum. Techno bir şarkıymış üstelik, ne tesadüf değil mi? :)



Yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz?

Bu yazı için yorum yapın

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture.
Anti-Spam Image